Rodos'a Nasıl Gidilir?

Son yıllarda Yunanistan’ın Türk vatandaşlarına vize kolaylığı sağlamasıyla yanı başımızda ki Yunan adaları (diğer ismiyle 12 ada), Türklerin uğrak tatil yerlerinden biri haline geldi.

Yunan adalarının en büyüğü olan Rodos, Marmaris’e feribotla sadece 1 saat uzaklıkta.

Rodos’un en güzel koylarından biri olan Lindos.

Rodos adasına nasıl gidilir?

Rodos’a gitmek için uçak veya feribot olmak üzere iki seçeneğiniz var. Uçak ile doğrudan uçuş maalesef bulunmuyor, tüm uçuşlar Atina aktarmalı. Feribot ile en kolay gidiş ise Marmaris’ten.

Uçak ile Rodos’a gidiş

İstanbul Atatürk hava alanından Aegean Airlines’ın genelde günde 2 sefer olmak üzere Atina aktarmalı Rodos uçuşları var. Şuan incelediğimde fiyatları da gayet uygun. Atina’da 1-2 saat kadar bekleme süresi var. Yine aynı şekilde Olympic Air’de İstanbul’dan Atina aktarmalı uçuşlar düzenliyor. Ankara ve İzmir’den ise Atina uçuşu yok ve önce İstanbul’a gitmek zorundasınız.

Feribot ile Rodos’a gidiş

Rodos’a feribot veya katamaran ile gitmek için en kolay kalkış noktası Marmaris. Ayrıca Bodrum’dan da daha seyrek olmak üzere feribot seferleri bulunuyor. Marmaris’ten Rodos’a hizmet veren tek bir Türk firması var o da “Yeşil Marmaris“. İnternette araştırdığınız veya bulduğunuz çeşitli bilet satan firmalar sadece acente ve hepsi bu firmanın biletini satıyor. “Yeşil Marmaris” haricinde Yunanistan firmalarından biri olan “Dodekanisos Seaways” de akşam saatlerinde Marmaris’ten Rodos’a sefer yapıyor.

Rodos’ta Osmanlı izleri.

Bazı acenteler arabanızı veya motosikletinizi de götürmeniz için online bilet satıyor ancak fiyatlar oldukça pahalı. Ayrıca Rodos’un dar yollarında, kalabalık ve stresli trafiğinde araba sürmenizi önermem! Özellikle akşam saatlerinde inanılmaz bir trafik oluyor, bütün yollar hemen hemen tek yön ve Yunanca tabelalar ile yol bulmanız çok zor 🙂 Eğer uzak plajları gezmek istiyorsanız araba kiralamak veya toplu taşıma kullanmak en mantıklısı.

Ek olarak belirtmek isterim, online olarak satın aldığınız biletler an itibariyle 15TL olan yurt-dışı çıkış harç pulu bedelini içermiyor. 15TL kişi başı pul ücreti olup, feribot gününden daha önce bankalardan bu parayı yatırabilirsiniz. Yanınıza dekontunu almayı unutmayın! Bu harç pulu yeşil pasaportunuz olsa bile almanız gereken bir şey.

Rodos ve St.John Şövalyeleri (Hospitaller)

Bir Takım Notlar

  • Özellikle bayram tatili gibi sıkışık dönemlerde biletlerinizi önceden internet üzerinden satın alın ve yazıcıdan print edin. Yer bulmak çok zor olabiliyor. Aynı şekilde otel rezervasyonlarınızı da yoğun dönemlerde önceden yaptırmanızı tavsiye ederim.
  • Yunan adaları için henüz vize kalkmış değil. “Kapıda Vize” olarak anılan şey ise konsolosluğa gitmek zorunda olmadan, tur ve feribot acenteleri tarafından düzenlenebilen sadece “Yunan adaları“nı kapsayan bir vizedir. Maliyet olarak konsolosluğa başvurma ile arasında bir fark bulunmuyor. Yeşil pasaport sahipleri ise herhangi bir başvuru yapmak zorunda olmadan rahatça Yunan adalarına gidebilirler.
  • Yunan adalarına gidişte Türk gümrük kontrolünden geçeceksiniz, aynı şekilde vardığınızda da Yunan gümrüğünden geçeceksiniz. Lakin hava-yollarında olduğu gibi katı bir valiz kısıtlaması yok. Sıvı maddeler, parfüm, deodorant gibi hava yollarında taşınması yasak olan şeyleri feribota sokmanıza müsaade ediliyor.
  • Feribotlarda valiz ağırlığı hakkında herhangi bir sınırlama yok. Valizinizi tartmıyorlar.
  • Rodos’ta indiğiniz yerde bankamatik yok. Yola çıkmadan taksiye vermek için yanınıza biraz euro alsanız iyi olur.

Soru ve yorumlarınızı yazının altından bildirebilirsiniz.

Bratislava Gezi Notları

Orta Avrupa’da Macaristan ve Avusturya’dan sonra son durağımız Slovakya’nın başkenti Bratislava’ydı. Daha önceden araştırdığım için buraya büyük heveslerle gitmedik, mecburen RyanAir’in ucuz Paris uçuşları burada olduğu için Bratislava’ya uğradık. Bilmeyenler için özet geçeyim; Çekoslovakya dağıldıktan sonra bölündükten sonra Slovakya’nın başkenti olmuştur.

Birbirlerine çok yakın olan 3 ayrı ülkenin başkentleri.

Viyana’dan sadece 80km uzakta olduğu için ulaşım çok kolay.

Bratislava vizesi ve yeşil pasaport

Bratislava Avrupa birliğine ve “Schengen antlaşmasına” dahil olan bir ülke olduğu için ziyaretlerinizde vize almanız gerekiyor. Ancak yeşil, gri veya siyah pasaportunuz varsa 3 aya kadar vizesiz kalabilirsiniz. 3 ay’dan uzun kalışlar için “oturum izni” almanız gerekir.

Bratislava’nın dili nedir?

Bratislava’da, daha doğrusu tüm Slovakya’da Slovakça konuşulur. Bu dil yapı olarak Çekçe’ye (Çek Cumhuriyeti) ve Lehçe’ye (Polonya) benzer.

Bratislava’nın para birimi nedir? Bratislava ucuz mu?

Para birimi olarak euro kullanıyorlar. Hayat şartları Avrupa’ya göre oldukça ucuz, hatta Türkiye’den bile ucuz olabilir. Normal marketinden alışveriş yaptım. Marketten sabun, diş macunu, 5 paket sigara (Paris’e gitmeden stok) aldım. Komik bir ücret ödedim. İsveç’te olsa, o parayla bir tek diş macunu alabilirdim.

Bratislava hava-alanından şehire ulaşım

Hava-alanı ve şehir arası ulaşım çok kolay. Shuttle parası vermek zorunda değilsiniz, toplu taşıma gidiyor ve biletleri de çok ucuz. Yol biraz uzak 40-50 dakika kadar sürdüğü için riske atmayın. Otobüs biletlerini otomatlardan alıyorsunuz. Biletler süreye göre alınıyor, yani 10,15,30 dakikalık vb. bilet çeşitleri var. Gideceğiniz mesafeye göre bilet alıyorsunuz. Sizin işinizi 60 dakikalık bilet görür. 60 dakikalık biletin ücreti 0,9€. 2TL’ye bir saat yol gidiyorsunuz, ne kadar ucuz olduğunu siz hesap edin. Yok boyunca geçtiğiniz mahallelere bakarak fakirliğin boyutlarını anlayabilirsiniz.

Bratislava hava-alanı için otobüs bileti.

Bratislava’ya gidelim mi?

Özel olarak Türkiye’den kalkıpta gitmeye değecek bir ülke değil. Orta Avrupa’ya yolunuz düştüyse, bir ülke daha göreyim diye uğrayabilirsiniz ama büyük hayaller kurmayın. El kadar bi yer, biz 4 saatte her yerini gezdik yürüyerek, kalesine vs. de çıktık. Eğer diğer Avrupa başkentlerini gördüyseniz Bratislava’yı mümkün değil beğenmezsiniz.

Gece hayatı deniyor, gecesini görmedim ama gece hayatının kralı Prag’da var yanı başında, kalkın oraya gidin daha iyi.

Bratislava’nın şirin sokakları.

Şehir genel olarak temiz, güvenli ve gezmesi kolay. Ama yine de tüm olay bundan ibaret, turizm açısından görülecek pek bir şey yok. Hostel filmi aklınızı çelmesin, Bratislava çok güvenli, kendi halinde ufak bir şehir.

Gezilecek yerlere değinmeyeceğim. Zaten pek seçeneğiniz yok. Tourist Info’dan bir tane harita alın, haritada 27 tane gezilecek yer görünüyor, hepsini 3-4 saatte rahat rahat gezersiniz.

Viyana Gezi Notları ve Gezilecek Yerler

Viyana hakkında genel bilgileri daha önce vermiştim. Sıra gezi notlarında.

Viyana’da Ulaşım

Viyana ulaşım konusunda rahat bir şehir. Gerek şehrin düz oluşu, gerekse çok eski ve düzenli olan metro-tramvay hatlarıyla her yere kolayca gidebilirsiniz. 2 gün boyunca devamlı olarak metro ve tramvay kullandık, hiç bilet kontrolü görmedik ama siz yine de bilet alın. Biletleri otomatlardan nakit euro, kredi kartı veya banka kartı ile alıyorsunuz. Türkiye kartlarınızı bu otomatlarda kullanabilirsiniz. 48 saatlik sınırsız öğrenci bileti 11,70€ tutuyor. Maalesef bu biraz pahalı geldi.

Viyana 48 saatlik sınırsız bileti. Bu biletle tüm metro ve tramvayları istediğiniz kadar kullanabilirsiniz.
Viyana metro haritası. Tıklayarak büyük halini görebilirsiniz.

Viyana’ya vardıktan sonra ilk olarak hostel’e gittik. Hostel Türk göçmenlerin çok yoğun yaşadığı Westbahnhof bölgesindeydi ve merkeze oldukça yakın bir konum. İlk gün havanın kapalı olması ve devamlı yağmur yağması başta şanssızlık gibi görünse de sonradan opera’ya gitmemize vesile oldu ve hiç pişman olmadık. Opera’yla ilgiliyseniz, Viyana operası hakkında ki yazımı okuyabilirsiniz.

Viyana’da hava durumu?

Viyana yılın pek çok günü yağışlı olmasıyla bilinir. Havanın devamlı kasvetli ve yağışlı olması sebebiyle giderken yanınıza şemsiye, yağmurluk vb. kıyafetler almanızı öneririm. Lakin pek soğuk olacağını düşünmüyorum, hava durumunu kontrol ettiğimde şuan Türkiye’den daha sıcak.

Viyana’ya kaç gün yeter?

Viyana 3 günde tamamen gezilebilecek bir şehir. Zaten Orta-Avrupa’nın pek çok başkenti böyle 2-3 günde gezebileceğiniz yerlerden.

Viyana’da sigara sorunu!

Viyana’da Türkiye’de alıştığınız gibi her köşede bir tekel büfe yok. Sigara olayını otomatlara bağlamışlar. Önce kredi kartıyla kendinizi tanıtıyorsunuz, böylece cihaz 18 yaşından büyük olduğunuzu anlıyor. Daha sonra kartla veya nakit parayla sigaranızı otomattan alıyorsunuz. Tek bir sorun var, makine bizim Türk kredi kartlarını tanımıyor! Viyana’da kaldığım süre içinde sigara büyük sıkıntı oldu, her seferinde sigara alan bi Viyanalıyı denk getirip kartını benim için okutmasını rica ettim ve öyle sigara aldım. Aklınızda olsun, giderken sigara götürün.

Viyana sokak sanatçıları.

Viyana güvenli mi?

Viyana keşfedilmesi kolay, yürüyerek büyük kısmı gezilebilen, çok güvenli şehirlerden biri. Viyana’da suç oranı çok az ve geç saatlere kadar gönül rahatlığı ile gezebilirsiniz.

Viyana gezi planı ve gezilecek yerler

Viyana gezi haritamız şu şekildeydi;

Aziz Stephan Katedrali Viyana’nın en önemli yerlerinden biri. Oldukça kalabalık olması sebebiyle pek rahat gezemeyebilirsiniz, bu yüzden erken saatlerde gitmenizi öneririm. Erken saatlerde giderseniz kuleye tırmanma şansı da bulursunuz. Bu katedralin önü Viyana’nın en ünlü caddesi oluyor ayrıca.

Giovanni Capistrano. Üzerine bastığı kişi ise bir Osmanlı akıncısını temsil ediyor. Giovanni, Avusturyalıları Osmanlı’ya karşı örgütleyen bir azizdir.

Bu kilisede Türklere ait tek iz elbette bu değil. Kilisenin 21 tonluk çanı “pummerin” de yine başarısız olan II.Viyana kuşatmasında Türklerden ele geçen silah ve topların eritilmesiyle yapılmıştır. Halk arasında Türk çanı olarakta isimlendirilir. Kilisenin kuşatma sırasında, top saldırısı yüzünden çok zarar aldığı da söylenir.

Stephansdom önünde ve opera binası yakınlarında Mozart kıyafetli pek çok kişinin opera biletleri sattığını görebilirsiniz. Neyse ki diğer ülkelerde gördüğümüz gibi yılışık satıcılar değiller, almıyorsanız hemen peşinizi bırakıyorlar.

Ayrıca belirtmek lazım Viyana’da acayip bir Türk nüfusu var. Ünlü caddelerde gezdiğinizde her iki kişiden biri Türk herhalde diyorsunuz. Türkiye’de hava atmak için kendi aralarında bile Almanca konuşan bu Almancı arkadaşlar, Viyana’da ise Türkçe konuşuyor. Çok merkezi bir yerde olan Nordsee isimli balık restoranında 9 tane Türk çalışıyor, tavsiye ederim – bize çok yardımcı oldular hesap konusunda. Kişi başı 12-15€ civarında tutuyor normalde, biz 6€’ya yedik. Öğrenciyiz diye yardımcı oldular sanıyorum.

Viyana Sarayları

Viyana saraylarıyla ünlü bir şehir. En ünlü 3 sarayı ise Hofburg Sarayı, Belvedere Sarayı ve Schönbrunn Sarayı. Vaktiyle çok saray gezdiğimiz için bütün hepsini gezmedik ve bize en önemli gelen Schönbrunn sarayına zaman ayırdık.

Sarayı gezmek için çeşitli bilet tipleri var ve hiç biri ucuz değil. “Gold pass” olarak geçen ve 9 ayrı bölümü içeren en geniş bilet 40€. Biz bu kadar vaktimiz ve enerjimiz olmadığı için sadece 4 bölümü içeren “classic pass” aldık. Bu bilet ise yetişkinler için 16,5€, öğrenciler için ise 15€. 4 bölümlük biletimiz olmasına rağmen 3 bölümü gezebildik ve bu 3 bölüm tam 5 saatimizi aldı.

Bu yüzden boşa “gold pass“e para vermeyin, zaten gezemezsiniz o kadar bölümü. Ayrıca bilet almak için çok fazla sıra bekledik, erken gitmenizi tavsiye ederim.

Grand tour” dedikleri sarayın içini gezdiğiniz tur kesinlikle mükemmel. Girişte ücretsiz olarak cep telefonu benzeri rehber bir cihaz veriyorlar ve Türkçe desteği var! Türkçe olarak size sarayın tarihini anlatıyor, geçtiğiniz her odanın numarasını tuşlayarak orayla ilgili bilgi alıyorsunuz. Bu tur yaklaşık 1 ile 1,5 saat arası sürüyor. Ne kadar İngilizce bilseniz de, anlatılanı mı dinleyeyim, eserlerime bakayım derken kafanız karışır, bu yüzden Türkçe desteği olması çok güzeldi.

Sarayın harika bahçeleri.

Saray hakkında çok bilgi vermeyeceğim ki gidince hevesiniz kaçmasın 🙂

Viyana çok güzel bir şehir, kesinlikle uğranması gereken yerlerden. Özellikle sanat severler bu şehirde yapabilecek çok fazla etkinlik bulacaktır. Lakin gece hayatı, eğlence vb. amaçlarla gidenlere ben komşu Prag ve Bratislava’yı tavsiye ederim.

Şimdiden iyi tatiller. Yorumları alalım.

Viyana Operası

Viyana’ya vardığımız gün havanın yağmurlu oluşu sebebiyle süper bir fırsat yakaladık ve operaya gittik. Belirteyim, Viyana operası dünyanın en ünlü opera binalarından biridir ve dünyanın en iyi senfonik müzik topluluğu olarak anılan orkestraya sahiptir. Yağmur yağarken yapılabilecek en iyi şeyi yaptık ve Opera’ya girdik. Daha önce hiç opera izlememiştim, açıkçası hiç bir fikrim yoktu ama Viyana’ya kadar gelip de opera izlemeden dönmekte olmazdı.

Opera izlemenin haricinde günün belli saatlerinde rehberli turlarda düzenleniyor. Tur ücreti opera ve opera müzesini gezmek istiyorsanız; yetişkinler için 6,5€, öğrenciler için ise 3,5€. Tüm fiyatları görmek için web sitelerine bakabilirsiniz. Pazartesi günleri sadece opera kısmını gezdiriyorlar ve müze kapalı, fiyatlar ise 2 kat. Genellikle saat 10 ile 16 arasında her saat başı tur oluyor. Bu program günden güne değiştiği için en iyisi web sitelerinden kontrol etmek.

Viyana operası.

Yılbaşı ve paskalyanın bir günü hariç geri kalan her gün Viyana operası açık ve kesinlikle bir gösteri oluyor.

Opera izlemek için iki seçeneğiniz var, oturarak izlemek istiyorsanız (ki 3,5 saate yakın sürdüğünü düşünürsek kesinlikle oturarak izleyin) gitmeden bir süre önce bilet almanız gerekiyor. Aksi halde yer bulmanız çok zor olur. İkinci seçenek balkonda ayakta izlemek, bunun biletleri online satılıyor mu bilmiyorum ama balkon bile tıklım tıklım oluyor. Biz gittiğimiz gün tesadüfen operaya gitmeye karar verdiğimiz için balkon bileti aldık.

Bizim izlediğimiz opera Figaro’nun Düğünü‘ydü. Sadece 3€’ya bilet aldık. Opera öncesinde 1 saat kadar sırada bekleyip bilet almaya çalıştık. Müthiş bir kalabalık vardı.

Figaronun düğünü bileti.

İnsanların operaya en şık kıyafetleriyle, ve büyük çoğunlukla takım elbiseyle gittiklerini belirteyim, altınızda kapri – üstünüzde tişört rezil olmayın. Opera’ya meraklıysanız ve sanatı seviyorsanız, bir opera dürbünü edinmelisiniz. Çok seksi bir alet.

Giyim-kuşam ve dürbün olayını hallettikten sonra opera kültürü ve kurallarını öğrenmenizi öneririm. Bir takım kurallar;

  • Ses yapan, hışırdayan şeyler giymeyin ve taşımayın. Telefonunuzu kapatın. Konuşmak, fısıldaşmak bile ayıplanıyor, hemen size “şışşşt” yapıyorlar. Ona göre.
  • Opera saatinden önce içerideyseniz balkonda duracağınız yere fular bağlayarak işaretleyebiliyorsunuz. Yanınızda fular yoksa herhangi bir kağıtta bağlayabilirsiniz. Balkondaysanız çok köşe bir yer seçmeyin, hafif kenarlar ve orta kısmın ön sıraları en güzel yerler.
  • Önünüzde ki metin ekranlarında Almanca ve İngilizce seçenekleri olacak. İzlediğiniz operayı bilmiyorsanız diyalogları oradan takip edebilirsiniz.
  • Opera’ya karnınız aç gitmeyin 3-4 saat mahvolursunuz. Kesinlikle yanınıza su alın. Bunun haricinde operada bir şeyler yenip içilmez.
  • Opera başladıktan sonra asla fotoğraf çekmeye kalkmayın.
  • Opera başlamadan önce salonda olmanız gerekir, geç gelinmez. Hangi sahne arasının ne kadar süreceğini öğrenin. Su almaya falan giderseniz geç kalmayın.
Figaro’nun düğünü. Çekebildiğimiz tek fotoğraf. Flaşsız çektik, buna rağmen deklanşör sesine bile kızdılar. Bildiğin ölüm sessizliği oluyor içeride.
Opera aralarında yemek yeyip, bir şeyler içebileceğiniz kafeler.
Opera binasının kendisi de gezilip görülmesi gereken yerlerden.
İçeride Mozart, Beethoven, Schubert gibi pek çok sanatçının heykelleri de bulunuyor.

Figaro’nun tamamını maalesef izleyemedik. Ayakta izlemek çok yorucu olduğu için 1,5 saat kadar izleyip salondan ayrıldık ama yine de güzeldi.

Yorumları alalım.

Viyana – Genel Bilgiler

Yaptığımız Orta-Avrupa gezisinin ikinci durağı Avusturya-Viyana’ydı. İlk gezi Budapeşte’yi okumayanlar ana-sayfadan bu geziye de ulaşabilir.

Viyana nerede?

Viyana Avusturya’nın başkentidir, Orta Avrupa’da Tuna nehrinin kenarında bulunur. Konum olarak Slovakya-Bratislava’ya çok yakındır. Kuzey’in de Çek Cumhuriyeti, Güneyinde Slovenya, Doğu’sunda Macaristan ve Slovakya, Batı’sında ise İsviçre ve Almanya bulunur.

Viyana ve Osmanlı

Osmanlı tarafından 2 kere kuşatılmasına rağmen fetih edilememiş bu şehrin Türkçe’de ki ismi Beç‘tir. Osmanlı’nın 2.kuşatma da başarısız olunca geri çekilme dönemine girdiği kabul edilir. Kuşatmada ağır davranılması ve bunun sonucunda Polonya’lı destek kuvvetlerinin şehre ulaşması yenilginin en büyük sebebi sayılır. Bugün Viyana’da ki Türk nüfusunu gördüğünüzde, aslında o dönem boşa kuşatmışız diye düşünüyor insan.

Sarayları ve kültür turizmiyle ünlü Viyana.

Viyana’nın II.Dünya savaşından önce 2 milyon nüfusu vardı ve dünyanın en büyük 4.şehriydi. Ancak acı bir şekilde II. Dünya Savaşı’nda nüfusunun %25’ini kaybetti. Şuan 1,7 milyon nüfusu var.

Avusturya Vizesi ve Yeşil Pasaport

Avusturya Avrupa birliğine ve “Schengen antlaşmasına” dahil olan bir ülke olduğu için ziyaretlerinizde vize almanız gerekiyor. Ancak yeşil, gri veya siyah pasaportunuz varsa 3 aya kadar vizesiz kalabilirsiniz. 3 ay’dan uzun kalışlar için “oturum izni” almanız gerekir.

Avusturya’nın dili nedir?

Avusturya’da Almanca konuşulur. Gerçi Almanlar, Avusturya aksanını küçümserler ve bizde ki tabirle “kıro” bulurlar. Avusturyalıların çok büyük bir kısmı iyi derecede İngilizce biliyor, iletişim kurarken şehirde sorun çekmezsiniz. Ayrıca Viyana’da azımsanmayacak bir Türk nüfusu var, iki adımda bir Türklerle karşılaşırsanız şaşırmayın.

Avusturya’nın büyük bir kısmı dağlık ve ormanlık. Bu yüzden özellikle kış turizminden büyük turist çekiyorlar. Viyana ise yılın her ayı çok fazla turist tarafından ziyaret ediliyor.

Avusturya-Viyana’nın para birimi nedir?

Avusturya’da yalnızca Euro kullanılıyor. Para çekme vb. işlemler için daha önce yazdığım yazıya bakabilirsiniz.

Viyana’ya nasıl gidilir?

Avrupa içinden Viyana’ya Ryanair gibi ucuz firmaların uçuşu yok.

Türkiye’den ise; Türk hava yolları, Pegasus, Austrian Airlines, Lufthansa, Tarom Airlines, AirBerlin ve AirBaltic’ın direk uçuşları var.

Uçuş arama için skyscanner.com.tr ve tr.momondo.com tavsiye edebileceğim adresler.

Viyana’da nerede kalınır?

Viyana’da da yine her zaman olduğu gibi hostel’de kaldık. Kesinlikle kaldığım en iyi hosteldi diyebilirim. Berlin, Münih, Viyana ve Budapeşte’de şubeleri olan hostel zinciri Wombats‘ta kalmanızı öneririm. Viyana’da toplam 3 tane şubeleri var, bizim kaldığımız “The Base‘di. Sanırım en büyük olanı da o zaten. Müthiş eğlenceli ortamı, yardımsever personeli, alt katta ki barı, asansörü olması, güvenli kilitli dolapları vb. özellikleriyle benden tam puan aldı.

Geceliğine 35TL ödedik.

Bu hostelde kaldık.

Avusturya, Viyana pahalı mı?

Viyana çok pahalı bir şehir değildi. Her şey dahil 2 günde yaklaşık 70€ harcadım. Kaldı ki buna 20€ verdiğim sigara masrafım dahil. Fiyatlar yaklaşık olarak İstanbul seviyesinde diyebilirim. Tabi ki pahalılık göreceli bir kavram. Gidip ünlü caddelerde yemek yerseniz, lüks mağazalardan alış-veriş yaparsanız, adı duyulmuş mekanlarda bir şeyler içerseniz, çok merkezi ve iyi bir otelde kalırsanız, dünyanın her yeri size pahalı gelecektir. Hep dediğim gibi, bütçeyi ayarlamak sizin elinizde.

Viyana soğuk mu? Viyana hava durumu?

Hava durumu yaklaşık olarak İstanbul ile yakın. Şuan hatta Türkiye’den çok daha sıcak olduğunu gördüm kontrol ettiğimde. Ankara an itibariyle 25 derece, Viyana ise 29 derece.

Hava durumu için en güvenlilir kaynaklardan olan Yahoo’yu kontrol edebilirsiniz.

Yorumları alalım;

Budapeşte Gezi Notları ve Gezilecek Yerler

Hava-alanından Hostel’e Gidiş

Saat gece 00.30 gibi geç bir saatte vardığımız Budapeşte hava-alanından hostelimize gitmek için ya taksi tutacaktık ya da toplu taşıma kullanacaktık. Toplu taşıma kullanırsak önce gece otobüsüyle M3 metro hattına gitmeli, daha sonra M3 ile biraz ilerleyip M1 metro hattına geçmeli ve otele varmamız gerekiyordu. 3 ayrı hat değiştirmeye saatin geç olması yüzünden üşendik ve ilk kez bir gezimizde taksi kullandık. Taksi 20€ tuttu, iki kişi bindiğimiz için kişi başı 10€ verdik. Şoför, saatte 150km’nin altına hiç inmedi ve yaklaşık yarım saatte hostel’e ulaştık.

Hostelin bulunduğu bina “tarihi yapı” statüsünde olduğu için üzerine tabela vs. asmak yasak, neyse ki adresi ve bina numarasını daha önce yazdığım için hemen bulduk. Hostele vardığımızda check-in saati geçmişti, ortak çalıştıkları alt katta ki hostel bizim check-ini yaptı. Tavsiye edebileceğim uygun bi hostel, geceliği 18TL.

Kaldığım oda. Tesadüf odada iki Türk daha vardı.

Rezervasyonu ayrı yaptığımız için Süleyman’la farklı odaya düştük. Gece çok geç geldiğimden odadakilerle tanışmadan kafayı koyup yattım.

Neyse. Yola çıkmadan gezilecek yerleri araştırmış ve her zaman yaptığım gibi Google Maps’ten kaydetmiştim. Haritam şöyleydi:

Yine de olmazsa olmaz bir şehir haritası edindik. Budapeşte için kesinlikle güzel bir harita edinin, turist bürosunun verdiği harita bok gibi. Kullandığım en kötü haritaydı diyebilirim.

Buda Gezisi

Budapeşte 2 kısımdan oluşuyor, Buda ve Peşte. Buda kısmı dağlık ve gezmesi daha zor fakat çoğu tarihi yer orada. Peşte ise düz ve genellikle şehrin günlük yaşam alanı. Buda’nın eski ismi Osmanlı’dan anımsayacağınız “Budin“. Bu iki bölgeyi ayıran nehir ise adına nice şarkılar yazılmış olan Tuna nehri. İlk gün Buda tarafını gezelim dedik. En zor kısmı engebeli yapısıyla gözümde buraydı. Düz olmayan yerleri gezmek ve bu tarz bölgelerde yönünü doğrultmak çok zor oluyor. Ayrıca hostelle Buda arasında ki 4,5km yolu yürüdük. Biz ettik, siz etmeyin.

Buda’ya vardığınızda kalenin olduğu tepeye çıkmak için asansöre binebilirsiniz. Hem çok sıra olduğu için, hemde boşa 5€ bayılmak istemediğimiz için biz yürümeyi tercih ettik. 15 dakkalık bi tırmanıştan sonra tepeye vardık. Tepe de ilk olarak Matthias Kilisesini gezmenizi öneririm. Bura için bilet alıyorsunuz.

Matthias Kilisesi

Kilisenin hemen yan tarafında bulunan Fisherman’s Bastion‘da gezilecek-görülecek yerlerden. En üst kat için 1-2€’ya bilet alıp Peşte manzarasını görebilirsiniz. Buradan sonra Buda Kale‘sine ve müzelerin bulunduğu bölgeye geçtik (hemen yan taraf).

Muhteşem Yüzyıl izleyenler veya tarihle ilgili olanlar bilir, şu Kanuni’nin ele geçirdiği, Pargalı’nın bahçesine koydurttuğu Herkül, Athena ve Hunyadis heykelleri var ya – işte onlar bu kaleden ele geçen ganimetler. Kanuni ayrıca buranın kütüphanesinden de oldukça çok eseri alıp İstanbul’a getirtmiştir. Kale bölgesinde pek çok müze var, bunlar yan yana olduğu için, yürüyerek gezer ve keşfedersiniz.

Zümdürü Anka kuşu, diğer adıyla Tuğrul kuşu. Macarcası ise “Turul”.

Budapeşte tarih müzesinden içeri girerek yan tarafta ki bahçe kısmına ineceksiniz. Burada herhangi bir işaret, tabela vs. yok, sorduğunuzda da kimse bilmiyor, müzenin içinden pas geçerek ulaşmanız lazım. Burayı bulana kadar çok vakit harcadık, o yüzden uyarıyorum.

Çıktığınız sokağın adı “Kemal Atatürk” olacak. Burada Osmanlı’dan kalma bir kaç mezar bulunuyor.

Osmanlı mezarları.
Kalenin diğer ucunda ki kapı. Mezarlar bunun önünde.

Aklıma gelmişken; geziye çıkmadan önce aman diyeyim iyi bir ayakkabıyla yola çıkın, hatta bir çift yedek ayakkabınızda olsun. Benim ayakkabıların tabanı hiç rahat olmadığı için mahvoldum, Budapeşte ve Viyana’da onlarla idare ettiğim halde, artık ayaklar kan revan içinde kalınca Bratislava’da hiç hesapta olmayan bir 70€ masraf yaparak ayakkabı almak zorunda kaldım.

Bu kadar tarihi ortak noktadan sonra Budapeşte’de çok Türk yaşadığını düşünebilirsiniz lakin durum öyle değil. Macaristan’da, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla çok az bir Türk nüfusu var.

Kale’den sonra bir de Gül Baba türbesini görelim dedik ki görmez olaydık. Dağın başında, çık çık bitmeyen bir rampa, yerler bölük pörçük Arnavut kaldırımı – en sonra ufacık bir mezar görüp dönüyorsun. Bence vakit ayırıp gitmeye değmez, yine de siz bilirsiniz.

Bu sokağı takip edip ömür çalan rampayı tırmanırsanız türbeye ulaşıyorsunuz.
Ömür çalan rampa. Sırf burayı çıkartsın diye taksi tutulur. Fotoğrafta gördüğünüz sadece çok az bir kısmı.
Görecekleriniz bunlar. Mezarı görünce Gül baba acaba hobitmiymiş diye düşünmeden edemedim. 1.30 boyunda falan olsa gerek.

İlk gün için oldukça yoğun olan programımıza bir de Margaret adasını ekledik. Ve tüm bu yerleri hiç bir toplu taşıma kullanmadan gezdiğimizi belirtmek isterim. Kabaca hesap yaptığımda 20-25km’ye yakın yürüdüğümden eminim. Margaret adası dinlemek ve rahatlamak için güzel bir yer, bende öyle yaptım ve çimlerin üzerinde bir saate yakın uyudum.

Hostele dönerken yolumuzu Macar Parlamentosu’na denk getirdik ki, sizde mutlaka uğrayın. Buranın önünde göreceğiniz ortasında koca bir delik olan Macar bayrağının hikayesini de Google’dan araştırmanızı öneririm.

Peşte Gezisi

İkinci günümüzü tamamen Peşte’ye ayırdık, zaten Buda kısmında çok yürümüş – çok şey görmüş olduğumuz için artık kültür sanat kusmuş durumdaydık. İlk durak, Peşte tarafının en önemli yeri Hősök Tere’ydi (Kahramanlar Meydanı).

Hösök Tere (Kahramanlar Meydanı)

Bu meydanda Macarlar için önemli olan, savaş kazanmış, düşmanı yenilgiye uğratmış bir çok askerin ve önemli kişinin heykelleri bulunuyor. Bunlardan biri de 1.Leopold, yani Türk’leri Budapeşte’de yenilgiye uğratan Kutsal Roma İmparatoru. Lakin bu anıtları dikerken taraflı davranmamışlar bundan şüpheniz olmasın. Kanıt olarak meydan da anıtı bulunan Imre Thököly‘yü gösterebilirim. Türkçe’de onu Tökeli İmre olarak tanıyoruz. Kendisi bir Osmanlı dostu ve Habsburg düşmanıdır. Osmanlı ile barışmış-anlaşmış, hatta Viyana kuşatmasında Osmanlı yanında yer almıştır. İzmit’te hayatını kaybedene kadar Osmanlı’ya sadık kalmıştır. Her neyse, umarım sıkıcı değildir bu tarihi bilgiler?

Meydanın bir yanında güzel sanatlar müzesi, diğer yanında ise başka bir sanat müzesi bulunuyor. Meydanın arka tarafları ise Budapeşte şehir parkı. İçinde neler olduğunu Wiki’den inceleyebilirsiniz.

Park içinde ki yapılardan, Vajdahunyad Kalesi’nin önü.

Kahramanlar meydanından sonra kalan vaktimizi şehir merkezinde oturarak, sağı solu izleyerek, ara sokakları keşfederek geçirdik. Parklarda topluca yoga yapanlar, sokak performansı sergileyenler, binbir çeşit ilginç insan, sokak çalgıcıları, parklarda tango yapan çiftler ve dahasıyla günü tamamladık. 3 günde her şey dahil 100€ harcadım sadece.

Yorumlarınızı yazı altından bildirebilirsiniz.

Budapeşte Genel Bilgiler

Geçen ay yaptığım Orta Avrupa gezimin ilk ayağı, tarihimizde önemli bir yeri olan Budapeşte’ydi. Açıkcası İsveç’e geldiğim ilk günden beri Orta Avrupa’yı görmek istiyordum.

Budapeşte nerede?

Budapeşte, Macaristan’ın başkentidir. Orta Avrupa’da bulunur. Kuzeyinde Slovakya, Batısında Avusturya, Doğusunda Romanya, Güneyinde ise Hırvatistan bulunur. Ülke nüfusu 10 milyon civarında olmakla beraber, Budapeşte nüfusu ise 2 milyona yakındır.

Macaristan’ın konumu.

Şehrin İngilizcesi Budapest, Macaristan’ın İngilizcesi ise Hungary’dir. Hungary ismi Macarların hun atalarından geliyor büyük ihtimalle.

Macaristan Vizesi ve Yeşil Pasaport

Macaristan Avrupa birliğine ve “Schengen antlaşmasına” dahil olan bir ülke olduğu için ziyaretlerinizde vize almanız gerekiyor. Ancak yeşil, gri veya siyah pasaportunuz varsa 3 aya kadar vizesiz kalabilirsiniz.

Macaristan’ın dili nedir? Nasıl iletişim kurarız?

Macaristan’da Macarca konuşuluyor ve Budapeşte’te İngilizce bilen seviyesi gördüğümüz kadarıyla oldukça düşüktü. Aslında Avrupa geneline bakarsanız bu sorun her yerde karşınıza çıkıyor. Fransa, İspanya, Baltık ülkeleri, orta Avrupa ülkeleri vb. İngilizce bilen birilerini bulmak her zaman kolay olmuyor.

Macaristan’ın para birimi nedir?

Macaristan EU üyesi olmasına rağmen Euro bölgesine dahil değil. Para birimi olarak ise forint kullanıyorlar. Kısaltması HUF.

1 TL 125 forint ediyor. Yani gördüğünüz fiyatları orada 125’e bölerseniz TL karşılığını elde edersiniz.

Macar forinti

Macaristan’a veya Budapeşte’ye nasıl gidilir?

Avrupa içerisinden Budapeşte’ye direk Ryanair uçuşları var.

Türkiye’den direk uçuş olarak yalnızca Türk Hava Yolları var. Maalesef Pegasus henüz buraya uçuş koymamış. Aktarmalı seçenek olarak ise Austrian Airlines, Lufthansa, Tarom ve Aerovisit Airlines’ın uçuşları var.

Uçuş arama için skyscanner.com.tr ve tr.momondo.com tavsiye edebileceğim adresler.

Budapeşte hava alanı.

Budapeşte’de nerede kalınır?

Her zaman olduğu gibi Budapeşte’de de hostelde kaldık. Ben hostelden çok memnun kaldım. Tarihi bir binanın içerisinde, çok enteresan, yüksek tavanlı korku filmi gibi bir yapıydı. İsmi “Activity Hostel“. Tavsiye ederim.

3 gece için 8100 forint yani 64 TL ödedim, yani gecelik 21TL’ye denk geliyor.

Macaristan, Budapeşte pahalı mı?

Budapeşte çok pahalı bir şehir değil. Özellikle İsveç’ten gittikten sonra bize her şey bedava gibi geliyor zaten 🙂 Bi akşam yemeği yaklaşık 6-8€ arası. Sigara yine oldukça ucuzdu. Bratislava’dan sonra orta Avrupa’nın en ucuz şehirlerinden biri diyebilirim. Ya da bana öyle geldi, bilemiyorum. Türkiye ile karşılaştırdığımızda, fiyatlar yaklaşık olarak aynı.

Budapeşte hava durumu

Hava durumu yaklaşık olarak İstanbul ile yakın. Şuan hatta Türkiye’den çok daha sıcak olduğunu gördüm kontrol ettiğimde.

Hava durumu için en güvenlilir kaynaklardan olan Yahoo’yu kontrol edebilirsiniz.

Tüm Budapeşte yazıları için tıklayın:

http://www.serhatdundar.com/tag/budapeste

Budapeşte'de Ulaşım

Budapeşte’de şehrin büyük kısmını yürüyerek gezmemize rağmen, size kesinlikle toplu taşıma kullanmanızı öneririm. Yürüyerek gezmek oldukça yorucu oldu. Şehrin “Buda” kısmı, dağlık yapısı itibariyle toplu taşımaya pek elverişli değilken, “Peşte” kısmı oldukça düz.

Otobüs – Metro bileti almak

Otobüs biletleri otobüsün içerisinde şoförden alınabilirken, metro biletleri ise metro duraklarından yada yol üstünde ki büfelerden alınabilmekte. Tek binişlik otobüs bileti 300 HUF, yani 2,5 TL civarında. Metro biletleri ise 400 HUF yani 3,5 TL civarında.

Budapeşte hava-alanından şehre nasıl giderim?

Bunun için iki yol var, taksi veya toplu taşıma. Toplu taşıma ile gitmek oldukça karışık ve bir kaç kez araç değiştirmeniz gerekecek. Hava alanı şehre biraz uzak, toplu taşıma ile 50 dakika, taksi ile 20 dakika sürüyor (taksinin 200km hızla gittiğini belirtmeliyim).

Eğer 2-3 kişiyseniz taksi tutmanızı ve toplu taşımayla hiç uğraşmamanızı öneririm.

Hava alanı resmi taksisi.

Toplu taşıma ile gidiş:

  • Hava alanından 200 numaralı otobüse binin. Bu otobüs sizi “Kõbánya Kispest” metro durağına getirecek.
  • Bu durağa vardıktan sonra, mavi metro hattı (M3)’e binin ve “Deák Ferenc tér“e kadar gidin.
  • Bu durakta aynı metro biletiyle sarı hatta geçin (M1) ve Oktagon meydanı durağında inin. Oktagon oldukça merkezi bir yer, oradan istediğiniz noktaya kolayca gidebilirsiniz.
Hava-alanından taksi ile gidiş için önce resmi hava-alanı taksi firmasının bilet satan ofisine gitmeniz gerekiyor, bu ofisi hava alanı çıkışında hemen göreceksiniz. Dışarıda bir çok korsan taksicide sizi davet edebilir, bunlara aldanıp binmeyin. Bu bilet ofisine ödeme yapmıyorsunuz, buradan kesilen bilet üzerinde yazan fiyat, taksicinin sizden alabileceği “maksimum” ücret. Genelde de o ücreti alıyorlar zaten.
Hava-alanından şehre;
  • toplu taşıma ile gidiş 800 forint yani 6.5TL tutarken,
  • taksi ile gidiş ise 20 Euro yani 45TL tutuyor.
Peşte tarafında gidilecek bölgeye göre taksi ücretleri.

“Buda” bölgesine gitmek istiyorsanız:

Buda tarafı için taksi ücretleri.

Şehir içi metro ulaşımı

Budapeşte metrosunda oldukça sıkı bir bilet kontrolü gördüm, bu yüzden biletsiz binmeye kalkmayın derim. Biletler daha öncede söylediğim gibi 400 forint ve metro duraklarından ve büfelerden alınabiliyor.

1896 yılında yapılmış olan Budapeşte metrosu, Londra’dan sonra dünyanın en eski 2.metrosu olma özelliğine de sahip ve dünya kültür mirası listesinde.

Gitmeden önce metro haritasının bir çıktısını almanızı öneririm.

Budapeşte metro haritası

Tüm Budapeşte yazıları için:

http://www.serhatdundar.com/tag/budapeste

Yurt-dışında para çekmek ve banka işlemleri

İsveç’te kaldığım bir yıl boyunca neredeyse ihtisasını yaptığım para çekme, para gönderme, komisyondan yırtma, kur farkından sıyrılma, havale, EFT gibi olayları çok ince noktalarıyla ele alacağım. Yazı uzun diye üşenmeyin, hayat kurtaracak bilgiler vereceğim.

Aslında bu banka ve ekonomik düzen hiç göründüğü gibi değil. Olaylar olaylar.

Bazı şeyleri netleştirelim:

  1. Yurt-dışına kayıpsız, komisyonsuz vs. para transferi mümkün değildir. Bir şekilde, bir yerden zarar edersiniz.
  2. Komisyona veya kur farkına her zaman maruz kalırsınız. Ama az, ama çok.
  3. Bu ilk iki maddeyi yalanlayan veya bunlara çözüm bulduğunu iddia edenlerin zerre aklı yoktur.

Yurt dışında nasıl para çekilir?

Yurt-dışında, dünyanın her yerinde, her bankamatikte Türkiye bankamatik kartlarınızı kullanarak “o ülkenin dövizinde” para çekebilirsiniz. Kullandığınız Türk bankasının veya yurt-dışında hangi bankamatikten para çektiğinizin hiç bir önemi yok, her daim o ülkenin para birimini bankamatiklerden alabilirsiniz.

Kartınızı yurt-dışında bankamatiğe taktığınız anda, yabancı kart kullandığınız için karşınıza ilk olarak dil seçenekleri gelecek. Bu seçenekler arasında o ülkenin kendi dili ve İngilizce kesinlikle olacaktır. Diğer diller bankadan bankaya değişebileceği gibi Türkçe seçeneği hiç olmayacak.

Dil seçimini yaptıktan sonra, yabancı kart ile yapabilecekleriniz sadece para çekmekten ibaret. Hesap bakiyenizi kontrol etmek, eşe dosta havale yapmak, şifre değiştirmek gibi Türkiye’de yapabildiğiniz hiç bir işlemi yapamayacaksınız. Karşınıza gelen ekranda, çekmek istediğiniz meblağı o ülkenin para birimi olarak yazıp, (örneğin 100 yazarsanız 100 euro verir, 100TL’nin euro karşılığını vermez!) evrensel olan “yeşil” butona basarak paranızı alabilirsiniz.

Yurt dışında nasıl banka hesabı açılır?

TL kartı kullanmak yerine gittiğiniz ülkede bir banka hesabı açmak, tüm paranızı oraya koymak ve bu sayede komisyon ödememek şahane fikir. Fakat işler o kadar basit değil. Yabancı ülkelerin bir çoğu öğrencilere banka hesabı açmamak için ellerinden gelen zorluğu çıkartıyorlar. Bu konuda haksız sayılmazlar zira o ülkenin vatandaşı değilsiniz, yasal hiç bir bağınız yok. Kolay veren ülkelerde varmış tabi, okuyoruz duyuyoruz. İsveç’te hesap açabilmek için p-number’a ihtiyacınız var, bizde ki tc kimlik numarası gibi. P-number yoksa, en az 1 yıl kalacağınızı garanti eden bir belge sunmanız lazım. P-number’sız asla yapamayacaklarınız ise internet bankacılığı açtırmak ve kredi kartı almak. Ben bir istisna olarak, ilk gittiğimde 10 aylık belgeyle 5 yıllık banka kartı alabildim, o da ayrı bi anımdır.

Cebimde durmaktan renk değiştirmiş emektar kartım.

Döviz çekme komisyonu ve paranın bloke olması

Başta söylediğim gibi, TL kartınız ile yurt-dışında komisyonsuz para çekmek mümkün değil. Ama az, ama çok bir şekilde komisyon ödersiniz. Şu ana kadar İş Bankası ve Ziraat Bankası‘nı test etme imkanı buldum. Ziraat’ten nefret ettiğim için sadece 1 kez kullanmışlığım var, %3 komisyon aldı. Sadık yarim İş Bankası ise stabil bir şekilde %2-%4 arası komisyon alıyor. Bankaların sabit bi komisyon oranı olduğu yurt-dışında palavra. Tam olarak neye göre komisyon aldıklarını çözdüğüm gün mali müşavirliğimi ilan edeceğim. En sık ödediğim komisyon %2’dir İş Bankası ile.

Benim müşteri memnuniyetimi kazanmış tek banka.

Komisyon ödemeden para çekebildiğini iddia eden akıllılar aslında o mesajları yazdıktan 1 hafta 10 gün sonra çok pişman oluyorlar emin olun. Çünkü bir çok banka komisyonu anında işlemiyor veya işleyemiyor. Parayı çektikten 1 gün sonra komisyonu görebileceğiniz gibi, bu işlem bir hafta 10 günü de bulabiliyor. Bunun da kesin bir ölçüsü yok gibi.

Peki paranın bloke olması nedir? Hesabınızda 1000 TL var diyelim, bunun hepsini euro olarak çekmek istiyorsunuz. An itibariyle 430€ eder. Hesaplarımıza göre de 10-15€ en fazla komisyon alacaktır, o halde elimize en az 415€ para geçmesi lazım değil mi? Maalesef öyle olmuyor. Bankalar ani kur değişimlerine karşı (bankacının dediğine göre) kendilerini garantiye alabilmek için paranızın bir kısmını bloke ediyor. Ben en fazla %20’lik bir bloke gördüm bir keresinde ve tam 15 gün kaldırmadılar. Yani sen 400€ çekmeyi düşlerken aslında en fazla 350€ çekebiliyorsun diyebiliriz. Bloke kalkınca kalan parayı yine çekebilirsin.

Paranızda ki engelin kalkmasını sabırla beklemekten başka çare yok. Eyyy merkez bankası!

Bankaların Döviz Satışı

Bildiğiniz gibi bankalar dövizi farklı farklı kurlardan satıyor. Yurt-dışında uzun süre kalacaksanız veya yüksek miktarda harcama yaparken TL kartınızı kullanacaksanız bu ufak gibi görünen kur farkları size aslında ciddi şekilde yansıyacak. Gideceğimiz ülkenin para birimine göre inceleme yaparak, o dövizi hangi banka en ucuza satıyor önce bunu netleştirmeniz lazım.

Örneğin İsveç’e gideceğinizi ve İsveç kronu kullanacağınızı var sayıyorum. Yine dolar, euro veya diğer kurlar için de kendiniz inceleme yapabilirsiniz.

Arada ki ufak gibi görünen kur farkları aslında hiçte ufak değil.

1 yıldır düzenli takip ettiğim İsveç kronunu istikrarlı bir şekilde en pahalı satan Şekerbank, en ucuz satan ise Finansbank. Bu 1 yıldır hiç değişmedi, hatta arada ki kur farkı da hep sabit kaldı diyebilirim. 1 yıl boyunca Finansbank kullansaydım ne olurdu, Şekerbank kullansaydım ne olurdu inceleyelim:

  • Şekerbank satış: 0.2789
  • Finansbank satış: 0.2573
  • Aradaki fark: 0.0216

İsveç’te bir öğrencinin aylık ortalama harcamasının kabaca 10.000 SEK [2.500 TL] olduğunu düşünürsek: [Minimum 8.000’dir İsveç’te yaşam]

0.0216 * 10,000 = 216 TL (1 ayda)
10 ayda = 2.160 TL

Döviz satış değerlerinde ki ufacık gibi görünen farklılıkların nasıl büyük sonuçlar yarattığını gördünüz. Şekerbank yerine Finansbank kullanmanız bile ayda 216TL, yılda 2.160TL zarardan yırtmanızı sağlıyor.

Yurt dışına kaç kartla çıkmak lazım? Hazırlıklar neler?

Sadece yurt-dışı değil, genel olarak çok banka kartı ve kredi kartınızın olması baş ağrısından başka bişey değil.

Hepimizin ortak derdi.

Yurt-dışında yaşamaya veya tatile çıkacaklara tavsiyem, yanınızda 2 banka kartı ve 2 kredi kartı bulundurun. Paranızı 2 ayrı banka hesabınıza – dolasıyla banka kartınıza bölüştürün. Bu sayede birini kaybederseniz diğerinden para çekebilirsiniz. Diğer sık yaşanan sorun ise kartlardan birinin bankamatik tarafından yutulması. Tek kartla yola çıktığınızda başınıza böyle bişey gelirse çok zor durumda kalabilirsiniz. Örneğin İsveç bankaları kesinlikle cihazın yuttuğu kartı geri vermiyor, kart onlara aitse size yenisini basıp yolluyorlar, Türk bankasına aitse zaten geri almanın imkanı yok gibi. Derdini anlatacaksın, kanıtlayacaksın, adamlar zaten pimpirikli, çok sıkıntılı yani.

Bu 2 banka hesabınızın da internet bankacılıkları, siz daha yola çıkmadan “tam yetkilerle” açtırılmış olsun. Bu sayede kartlarınızdan birinin yutulması veya kaybolması durumunda paranızı internet bankacılığı üzerinden diğer karta transfer edebilirsiniz. Tam yetkiler önemli. Örneğin Yapı Kredi’de internet bankacılığı açtırıyorsunuz ancak yurt-dışından erişim yapamıyorsunuz, onun için ayrı talimat lazım vb. Zirrat Bankası’nda da yurt dışına açtırmak için bazı işlemler yapmanız gerekiyor.

Kartınızı mutlaka yurt dışı kullanıma açtırın.

2 kredi kartınızın olması da aynı sebeplerden faydalı. Birisinin şifresi bloke olursa vs. diğerini kullanabilesiniz diye. Lakin kredi kartlarınız için birinin Visa, diğerinin MasterCard olmasını tercih edin. İnternet alış-verişlerinizde firmalar Visa ve MasterCard için farklı komisyon oranları koyabiliyor. Özellikle hava yolu firmalarında bunu çok sık görürsünüz. İki çeşit kartınız olursa kendinize avantajlı geleni seçme şansınız olur.

Belirtmek lazım, kredi kartlarınız ve banka kartlarınız aynı bankalardan olsun. 2 ayrı bankadan 2 ayrı banka kartı aldıysanız, yine o bankalardan kredi kartı alın. Bu sayede kart borçlarınızı internet üzerinden ödeyebilir, limit dolmak üzere olduğunda anında müdahale edebilir ve tüm bunlar için boşu boşuna EFT ücreti ödememiş olursunuz.

İstisna banka uygulamaları

Şu ana kadar sadece Yapı Kredi’de gördüğüm bir uygulamadan bahsetmek lazım. Belki diğer bir kaç bankada da vardır fakat ben bilmiyorum. Genel olarak çoğunlukta olmadığını söyleyebilirim.

Yurt-dışı anlaşmalı ATM’leri olan Yapı Kredi ile komisyon ödemeden para çekebiliyorsunuz. Lakin bu her ülkede ve her bankamatikte olmayan bir özellik. İsveç’te yok mesela. Koskoca Macaristan’da sadece 97 ATM’de var, ara ki bulasın. Yine de inceleyebilirsiniz. Almanya’da ise 4 şehirde varmış.

UniCredit’e ve üyesi olan bankalara has bir anlaşma.

Şunu vurgulamak lazım, komisyon ödemiyorsunuz demek kur farkı ödemeyeceğiniz anlamına gelmez. Yapı Kredi’nin o kadar enteresan bir sistemi var ki aklım almıyor. Maalesef kredi kartını kullanıyorum, ordan biliyorum.

İsveç’te yapı kredi banka kartı veya kredi kartıyla birşey aldınız ve 200 SEK (50TL) tuttu diyelim. Banka önce bunu dolara (ne alakaysa) çeviriyor, daha sonra ise doları TL’ye çeviriyor. Burada 2 kere kur farkına maruz kalıp çok feci kazıklanmış oluyorsunuz.

Kanıtlarımla geldim!

Yani başta dediğim gibi, banka o parayı sizden bir şekilde çıkartacak o yüzden aslında çok kafa yormamak lazım.

Döviz özellikli kredi kartı nedir?

Birde aslında böyle aslı astarı olmayan ama kulaktan kulağa yayılmış osuruktan bi uygulama var. Yukarıda ki anlattığım çift kur dönüşümüne uğramamak istiyorsanız döviz özellikli kart alabiliyorsunuz. Lakin İş Bankasında bunu bunu öğrencilere vermiyorlar, diğer bankalarda da öyle olsa gerek. Bu kartın tek esprisi seçtiğiniz dövize (dolar veya euro) göre işlem yapması. Örneğin dolar seçerseniz, İsveç kronunu dolara çeviriyor ve öyle bırakıyor. Bir daha TL’ye çevirmiyor. Böylece 2 kez kur dönüşümü yapmamış oluyorsunuz. Boktanlık nerede? Kredi kartı borcunuzu da dolar olarak ödüyorsunuz. Her hesap kesiminde dolar yükselmesin diye dua edersiniz artık..

Dolar ve kron düşsün, euro yükselsin. Tek duam budur.

İnternet ve Telefon Bankacılığı

İnternet bankacılığına girişte genel olarak her banka telefonunuza bir doğrulama mesajı gönderiyor bu yüzden ilk işiniz Türkiye hatlarınızı yurt-dışına açtırmak olsun. Hele ki “3D secure” kullanan bir kartınız varsa her internet alış-verişinde o kodu girmeniz gerekecek, çilesini çeken bilir. Bu çok verimsiz ve zaman çalan bi yöntem, her seferinde Türkiye kartımı tekrar takmak vs. çok eziyetli. Çözümü basit.

Çok lüks bir telefona ihtiyacınız yok, sadece Java desteklesin yeter. İşbank mobil uygulamasını indirip bu onay mesajı olayından kurtulabilirsiniz. Tek kullanımlık şifrenizi hangi kart takılı olursa olsun kolayca üretip, internet bankacılığına giriş yapabilirsiniz. Veya Türkiye’deyken 25TL’ye bir i-Anahtar cihazı alarak her yerden internet bankacılığına erişebilirsiniz.

Exchange yapsak mı?

Exchange için komisyon bayılmayın. Para çevirmek her zaman kazıklanmanıza yol açacak yegane işlem, mümkün oldukça kaçının. Komisyon almayan yerler ise oranları düşük tutarak şartları eşitliyor. Hele ki hava-alanında, bankalarda falan exchange yaparsanız vay halinize. Türkiye’de tahtakale, taksim gibi döviz bürolarının bol olduğu yerlerde biraz gezinerek, daha uygun kurdan satan bir dövizciden dönüşüm yapabilirsiniz eğer illa yapacaksanız.

Bankalarda sorsak mı?

Bankaları garip sorularınla bunaltabilir, bilgisiz personellerle tek tek tartışabilir, müşteri hizmetlerinde hatta kalma rekorları kırabilirsin. Çok uğraşıp bu yöntemden bir sonuç alamadım ama birde siz deneyin bakalım.

Özet

TL kartını bir şekilde kullanacaksınız. Şimdilik başka alternatif yok. Sadece söylediğim ufak noktalara dikkat ederseniz sıkıntı yaşamaz ve mümkün olan en az zararla bu işi atlatmış olursunuz. Eğer daha iyi bir alternatif & yöntem keşfettiyseniz lütfen yorumlarda paylaşın.

(+) Yorumlarda pek kişi yaşadığı tecrübeleri ve sorunları paylaşmış. Dolayısıyla yazıya bırakılmış bu yorumlarıda okumanızı öneririm.

Riga Gezi Notları

Letonya’nın başkenti Riga, Baltık’ın kesinlikle görülmesi gereken şehirlerinden. Riga hakkında genel bilgileri ve gece hayatını daha önce anlatmıştım. Bu yazıda Riga’da gezilecek-görülecek yerlerden ve yapabileceğiniz şeylerden bahsedeceğim.

Riga’nın bir kısmı – St. Peter kilisesinden.

Öncelikle hava-alanına indikten sonra otomatlarda en az 5 günlük sınırsız  e-talons bileti, satıyorlar bu da 6 LAT yani 21 TL. boşa almayın çünkü bunu büyük ihtimalle hiç kullanmayacaksanız. Riga’da her yer yürüme mesafesi olduğu için otobüs veya tramvayla işiniz olmayacak. Otobüse bindikten sonra şoförden tek binişlik kart alabilirsiniz. Otobüs durağı hemen hava-alanı çıkışında. Şoför Old Town’da ingilizce olarak “Old Town” anonsu yapıyor. Eğer merkeze gidecekseniz Old Town değil “Central Station“da inin.

Riga bir İsveç-Norveç kadar güvenli değil, eğer bu ülkelerden gidiyorsanız kendinizi fabrika ayarlarınıza yani Türkiye şartlarına döndürün. Cüzdan, pasaport ve diğer eşyalarınıza sahip çıkın. Türkiye’de ki gibi adaletsiz gelir dağılımı ve sosyal uçurum Riga’da da var. Bir yanda Porsche cipler, diğer yanda devamlı sizden sigara ve para isteyen dilenciler var.

On adımda bir karşılaşacağınız dilenciler. Bunlar haricinde devamlı birilerinin sizden para veya sigara istemesine hazırlıklı olun.

Riga’da herhangi bir tehlike yaşamadım, gece saatlerinde güvenli bir şekilde gezdim. Riga ne kadar tehlikeli derseniz, İstanbul kadar tehlikeli olamaz ama yine de temkini elden bırakmayın bence. İkinci dikkat etmeniz gereken ise trafik. Çoğunluk kurallara uymuyor, kırmızı da geçen şoförler, karmaşık tramvay ve otobüs trafiği bana Türkiye’yi hatırlattı.

Bir yanda dilenciler, sizden 50 kuruş dilenenler, sigara isteyenler bir yanda oto fuarında gibi hissedeceğiniz lüks arabalar. Tipik bir eski Sovyet ülkesi aslında, kapitalizmin halkı nası ezip geçtiğini apaçık görüyorsunuz, kapitalist düzene ayak uyduramayanlar da dileniyor. Kapitalizmin Riga’da ki zaferini görmek için McDonalds’a gidin, Riga’da görebileceğiniz en kalabalık yer 🙂 O da yetmezse kafanızı kaldırıp bi Nordea (Norveç) ve Swedbank’ın (İsveç) devasa banka kulelerine bakabilirsiniz.

İsveç’te görmediğim lüks araçları, motorları Riga’da gördüm.

Cental Station’un oralarda gezebileceğiniz Origo ve Stockmann isminde iki tane alış-veriş merkezi var. Origo aslında şu meşhur Riga yazan saatin olduğu yer, arka tarafı terminal. Eğer Riga’dan Vilnius’a gitmeyi düşünüyorsanız otobüs terminali de Stockman’ın arka tarafında. Riga Central Market’te burada bulunuyor. Local insanlardan alışveriş yapıp pazar yerini dolaşabilirsiniz.

Cental Station’un orada hemen durup bir şeyler atıştırmak istiyorsanız TürKebap var, isminden anlaşıldığı üzere sahipleri Türk. Fiyatları Riga şartlarına göre pahalı. Riga’da yeme-içme olarak en pahalı olan yerler TürKebap ve McDonalds’tı gördüğüm kadarıyla. Buralara vereceğiniz paralarla çok daha güzel ve düzgün restoranlarda oturup yiyip içebilirsiniz, hatta Riga’nın en güzel otellerinde aynı fiyata yemek yiyebilirsiniz.

Riga TürKebap – Central station’un tam yanında, çok işlek bir cadde üzerinde.

Gelelim en meşhur yer olan Old Town’a. Gezip görmeye Freedom Monument’ten (Özgürlük anıtı) başlayabilirsiniz. Daha sonra;

  • House of Blackheads
  • Museum of the Occupation of Latvia
  • St. Peter Kilisesi
  • St. John Kilisesi
  • Riga Castle
  • Powder Tower & City Wall

gibi tarihi yerler ve müzeler görülesi. Tamamına travelwiki‘den ulaşabilirsiniz, gayet güzel anlatmışlar.

Hediyelik eşya almak istiyorsanız Old Town’dan almayın çok kazık yersiniz. Biraz dolaştıktan sonra alış-veriş yapmanızı öneririm. Bu arada savaş müzesi erkeklerin ilgisini çekecektir eminim ki, bence Riga’da ki en iyi ve dolu dolu olan müzeydi.

Oturup çay kahve içmek için en güzel yerlerden biri Double cafe, hem de fiyatları bize çok ucuz geldi belki de İsveç ile karşılaştırdığımız içindir.

Ya Origo ya da Stockmann’da bir restoranttı. Riga’da pek çok yemekte domuz eti var, bu konuda hassaslığınız varsa zorlanabilirsiniz.

Gece kesin gitmeniz gereken yerleri “Riga gece hayatı” yazımda anlatmıştım ama yine de tekrarlayalım, Raddisson Blu’ Hotel’in 26.katında ki SkyLine’a kesinlike gidin. En alt katta Olympic Casino var kumar sevenler için. 26.kattan süper bi manzara olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım.

Manzara için çıkabileceğiniz ikinci yer ise St.Peter Kilisesi. Kilise içinde ki asansörle en tepeye kadar çıkıp tüm şehri görebilirsiniz. Kilise girişi bedava iken, asansörle yukarı çıkmak ücretli.

Riga’da alkolün İsveç’e göre çok ucuz olduğunu belirtmem lazım. Bundan mütevellit, her köşede bir sarhoş görmek mümkün.

Guinness’e giren dünyanın en sarhoş insanını Letonyalı. Kanında 7.2 oranında alkol bulunmuş. Şöyle açıklayalım; normal bir insan 1.2’de kusar, 3.0’da bilincini kaybeder, 4.0’da nefes alma refleksi durur.

Letonya’nın geleneksel biralarından Tervetes ve Cesu’yu denedim, kesinlikle güzel biralar – içmeden dönmeyin derim. SkyLine’de Cesu satıyorlar, Old Town’da Tervete.

Güneşin altında miss.

Riga’da yapabileceğiniz çılgın şeylere gelelim;

AK-47 ve Glock ile atış talimi yapabilirsiniz, av tüfeği ile hedefleri indirebilirsiniz, Riga’nın milli stadyumunda top oynayabilirsiniz, tramvay kapatıp parti yapabilirsiniz, gösteri jetleri ile uçabilirsiniz, gerçek tank sürebilirsiniz! (evet oha)

Yorumlarınızı yazının altından bildirebilirsiniz, iyi gezmeler!