ÖSYM

Nicedir sınava girmeyen biri olarak bugün evdeki tüm alarmlı cihazları kurarak uyanmayı başardım ve ÜDS’ye girdim.

Evden çıkmadan son dakikada okuduğum giriş belgesinde belirtilen üzere, önce kol saatimi çıkartıp bi köşeye bıraktım. Cep telefonumu kapatıp odanın bir köşesine fırlattım. Sigara paketimden 2 dal yolluk alıp paketi bıraktım. Poğaça alırım niyetiyle cebime koyduğum bozuklukları kutuya geri attım. Sağ göt lobumun şeklini almış cüzdanımı da endişeyle yerine koydum. Geriye sadece anahtarlarım kalmıştı.

Eşşeklik bende, tek yaşayan adam ÜDS’ye girer mi hiç? ÜDS’ye giriyorsan öğrencisindir, kesin yurt veya ev arkadaşları vardır yada doktora peşinde kelli felli, evli barklı bi adamsındır. ÖSYM’de böyle düşünmüş olmalı ki, herkesin anahtarı bırakabileceği bir yer kesin vardır diyerek sınava anahtar getirmeyi yasak tutmuş.

İdeal insanlığımla tam vedalaşıp, evi terk etmek üzereyken aklımı kemiren anahtar sorununu hala çözememiştim. Ah bahçeli evim olsaydı saksının altına saklasaydım, ah vakti zamanında komşuluk ilişkilerimi geliştirseydim…

Yanında anahtarları, cüzdanı, kredi kartları, telefonu ve sigarası olmayan Ali Demir. “Her canlı bu endişeyi tadacak.

Tek bir anahtar gündüz vakti komplike bir probleme dönüşmüştü hayatımda. Anahtarı ya götüme sokacak yada sınava götürme riskini alacaktım. ÜDS mi götüm mü dersen, tabi ki götüm. Gözü karartıp, anahtarlıktan sadece evin anahtarını ayırarak, pantolonun cebinde ki ufak bölmeye sokuşturdum. Metal dedektöründe ötüş gücünü azaltacağını düşünerek plastik anahtar kaplarından birini anahtara geçirdim. İçinde para yüklü olmasını umarak tramvay kartımı da yanıma aldım. Az bi miktar kağıt parayı da cebime atarak yollandım.

Dört yıl önce girdiği KPSS’den sonra aslında her gün bu sadelikte yaşayabileceğini keşfeden Harun abi.

İdeal insan olduğumdan, yol boyunca hep bir şey unutmuşluk hissiyle huzursuzlandım. Buna bir de yanımda saat olmadığı için geç mi kaldım acaba endişesi eklendi. Üzerimde sadece kimliğim, içinde ne kadar para olduğundan emin olmadığım tramvay kartı ve cebimde itinayla gizlediğim ev anahtarım vardı.

O an beynimde şimşekler çaktı, aslında birileri bizlere çok derinden sesleniyordu. ÖSYM “görebilen gözlere ibretlik bir mesajı” sadece 40 liralık sınav ücretiyle sunuyordu.

Sevgili ergenler yıllardır dilinize “carpe diem“i, “ancak herşeyini kaybettiğinde özgür olursun” gibi yarak kürek repliklerini pelesenk ettiniz, o günler geride kaldı, artık sivilceleriniz kurudu, adem elmanız en sivri boyutlarına ulaştı, ergen asabınız düzene yenik düştü, belli ki ÜDS’ye girecek kadar adam oldunuz, gün bugündür ulan! diyordu.

Bırakın saatinizi zaman kavramını, bırakın paranızı pulunuzu, bırakın dokunmatik fiti fiti telefonlarınızı, kredi kartı limitlerinizi unutun, hatta evin anahtarını bile bırakın diyor, apaçık hodri meydan çekiyordu. “Bir lokma, bir hırka“yı, hunharca yüzümüze çarpıyordu.

Gündüz serin oluyor, hırkayı iyi düşünmüşler.

Sevgili ÖSYM, bizi çırılçıplak çağırdığın için, bize malın mülkün olmadan da yaşanabileceğini gösterdiğin için, hepimizde boş cepler ile yarattığın huzursuzluk hali ve sonrasında yüzümüze çarptığın hayat dersi için <3 Ösym.

Öptüm.

[Umarım yazıyı ciddiye alan olmaz.]

1 thought on “ÖSYM”

Leave a Reply