Budapeşte Gezi Notları ve Gezilecek Yerler

Hava-alanından Hostel’e Gidiş

Saat gece 00.30 gibi geç bir saatte vardığımız Budapeşte hava-alanından hostelimize gitmek için ya taksi tutacaktık ya da toplu taşıma kullanacaktık. Toplu taşıma kullanırsak önce gece otobüsüyle M3 metro hattına gitmeli, daha sonra M3 ile biraz ilerleyip M1 metro hattına geçmeli ve otele varmamız gerekiyordu. 3 ayrı hat değiştirmeye saatin geç olması yüzünden üşendik ve ilk kez bir gezimizde taksi kullandık. Taksi 20€ tuttu, iki kişi bindiğimiz için kişi başı 10€ verdik. Şoför, saatte 150km’nin altına hiç inmedi ve yaklaşık yarım saatte hostel’e ulaştık.

Hostelin bulunduğu bina “tarihi yapı” statüsünde olduğu için üzerine tabela vs. asmak yasak, neyse ki adresi ve bina numarasını daha önce yazdığım için hemen bulduk. Hostele vardığımızda check-in saati geçmişti, ortak çalıştıkları alt katta ki hostel bizim check-ini yaptı. Tavsiye edebileceğim uygun bi hostel, geceliği 18TL.

Kaldığım oda. Tesadüf odada iki Türk daha vardı.

Rezervasyonu ayrı yaptığımız için Süleyman’la farklı odaya düştük. Gece çok geç geldiğimden odadakilerle tanışmadan kafayı koyup yattım.

Neyse. Yola çıkmadan gezilecek yerleri araştırmış ve her zaman yaptığım gibi Google Maps’ten kaydetmiştim. Haritam şöyleydi:

Yine de olmazsa olmaz bir şehir haritası edindik. Budapeşte için kesinlikle güzel bir harita edinin, turist bürosunun verdiği harita bok gibi. Kullandığım en kötü haritaydı diyebilirim.

Buda Gezisi

Budapeşte 2 kısımdan oluşuyor, Buda ve Peşte. Buda kısmı dağlık ve gezmesi daha zor fakat çoğu tarihi yer orada. Peşte ise düz ve genellikle şehrin günlük yaşam alanı. Buda’nın eski ismi Osmanlı’dan anımsayacağınız “Budin“. Bu iki bölgeyi ayıran nehir ise adına nice şarkılar yazılmış olan Tuna nehri. İlk gün Buda tarafını gezelim dedik. En zor kısmı engebeli yapısıyla gözümde buraydı. Düz olmayan yerleri gezmek ve bu tarz bölgelerde yönünü doğrultmak çok zor oluyor. Ayrıca hostelle Buda arasında ki 4,5km yolu yürüdük. Biz ettik, siz etmeyin.

Buda’ya vardığınızda kalenin olduğu tepeye çıkmak için asansöre binebilirsiniz. Hem çok sıra olduğu için, hemde boşa 5€ bayılmak istemediğimiz için biz yürümeyi tercih ettik. 15 dakkalık bi tırmanıştan sonra tepeye vardık. Tepe de ilk olarak Matthias Kilisesini gezmenizi öneririm. Bura için bilet alıyorsunuz.

Matthias Kilisesi

Kilisenin hemen yan tarafında bulunan Fisherman’s Bastion‘da gezilecek-görülecek yerlerden. En üst kat için 1-2€’ya bilet alıp Peşte manzarasını görebilirsiniz. Buradan sonra Buda Kale‘sine ve müzelerin bulunduğu bölgeye geçtik (hemen yan taraf).

Muhteşem Yüzyıl izleyenler veya tarihle ilgili olanlar bilir, şu Kanuni’nin ele geçirdiği, Pargalı’nın bahçesine koydurttuğu Herkül, Athena ve Hunyadis heykelleri var ya – işte onlar bu kaleden ele geçen ganimetler. Kanuni ayrıca buranın kütüphanesinden de oldukça çok eseri alıp İstanbul’a getirtmiştir. Kale bölgesinde pek çok müze var, bunlar yan yana olduğu için, yürüyerek gezer ve keşfedersiniz.

Zümdürü Anka kuşu, diğer adıyla Tuğrul kuşu. Macarcası ise “Turul”.

Budapeşte tarih müzesinden içeri girerek yan tarafta ki bahçe kısmına ineceksiniz. Burada herhangi bir işaret, tabela vs. yok, sorduğunuzda da kimse bilmiyor, müzenin içinden pas geçerek ulaşmanız lazım. Burayı bulana kadar çok vakit harcadık, o yüzden uyarıyorum.

Çıktığınız sokağın adı “Kemal Atatürk” olacak. Burada Osmanlı’dan kalma bir kaç mezar bulunuyor.

Osmanlı mezarları.
Kalenin diğer ucunda ki kapı. Mezarlar bunun önünde.

Aklıma gelmişken; geziye çıkmadan önce aman diyeyim iyi bir ayakkabıyla yola çıkın, hatta bir çift yedek ayakkabınızda olsun. Benim ayakkabıların tabanı hiç rahat olmadığı için mahvoldum, Budapeşte ve Viyana’da onlarla idare ettiğim halde, artık ayaklar kan revan içinde kalınca Bratislava’da hiç hesapta olmayan bir 70€ masraf yaparak ayakkabı almak zorunda kaldım.

Bu kadar tarihi ortak noktadan sonra Budapeşte’de çok Türk yaşadığını düşünebilirsiniz lakin durum öyle değil. Macaristan’da, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla çok az bir Türk nüfusu var.

Kale’den sonra bir de Gül Baba türbesini görelim dedik ki görmez olaydık. Dağın başında, çık çık bitmeyen bir rampa, yerler bölük pörçük Arnavut kaldırımı – en sonra ufacık bir mezar görüp dönüyorsun. Bence vakit ayırıp gitmeye değmez, yine de siz bilirsiniz.

Bu sokağı takip edip ömür çalan rampayı tırmanırsanız türbeye ulaşıyorsunuz.
Ömür çalan rampa. Sırf burayı çıkartsın diye taksi tutulur. Fotoğrafta gördüğünüz sadece çok az bir kısmı.
Görecekleriniz bunlar. Mezarı görünce Gül baba acaba hobitmiymiş diye düşünmeden edemedim. 1.30 boyunda falan olsa gerek.

İlk gün için oldukça yoğun olan programımıza bir de Margaret adasını ekledik. Ve tüm bu yerleri hiç bir toplu taşıma kullanmadan gezdiğimizi belirtmek isterim. Kabaca hesap yaptığımda 20-25km’ye yakın yürüdüğümden eminim. Margaret adası dinlemek ve rahatlamak için güzel bir yer, bende öyle yaptım ve çimlerin üzerinde bir saate yakın uyudum.

Hostele dönerken yolumuzu Macar Parlamentosu’na denk getirdik ki, sizde mutlaka uğrayın. Buranın önünde göreceğiniz ortasında koca bir delik olan Macar bayrağının hikayesini de Google’dan araştırmanızı öneririm.

Peşte Gezisi

İkinci günümüzü tamamen Peşte’ye ayırdık, zaten Buda kısmında çok yürümüş – çok şey görmüş olduğumuz için artık kültür sanat kusmuş durumdaydık. İlk durak, Peşte tarafının en önemli yeri Hősök Tere’ydi (Kahramanlar Meydanı).

Hösök Tere (Kahramanlar Meydanı)

Bu meydanda Macarlar için önemli olan, savaş kazanmış, düşmanı yenilgiye uğratmış bir çok askerin ve önemli kişinin heykelleri bulunuyor. Bunlardan biri de 1.Leopold, yani Türk’leri Budapeşte’de yenilgiye uğratan Kutsal Roma İmparatoru. Lakin bu anıtları dikerken taraflı davranmamışlar bundan şüpheniz olmasın. Kanıt olarak meydan da anıtı bulunan Imre Thököly‘yü gösterebilirim. Türkçe’de onu Tökeli İmre olarak tanıyoruz. Kendisi bir Osmanlı dostu ve Habsburg düşmanıdır. Osmanlı ile barışmış-anlaşmış, hatta Viyana kuşatmasında Osmanlı yanında yer almıştır. İzmit’te hayatını kaybedene kadar Osmanlı’ya sadık kalmıştır. Her neyse, umarım sıkıcı değildir bu tarihi bilgiler?

Meydanın bir yanında güzel sanatlar müzesi, diğer yanında ise başka bir sanat müzesi bulunuyor. Meydanın arka tarafları ise Budapeşte şehir parkı. İçinde neler olduğunu Wiki’den inceleyebilirsiniz.

Park içinde ki yapılardan, Vajdahunyad Kalesi’nin önü.

Kahramanlar meydanından sonra kalan vaktimizi şehir merkezinde oturarak, sağı solu izleyerek, ara sokakları keşfederek geçirdik. Parklarda topluca yoga yapanlar, sokak performansı sergileyenler, binbir çeşit ilginç insan, sokak çalgıcıları, parklarda tango yapan çiftler ve dahasıyla günü tamamladık. 3 günde her şey dahil 100€ harcadım sadece.

Yorumlarınızı yazı altından bildirebilirsiniz.

15 thoughts on “Budapeşte Gezi Notları ve Gezilecek Yerler”

  1. Hocam Szeged’de erasmus öğrencisiyiz..Bayağı bilgi vermişsin her anlamda süpersin:) Bu arada sitene türkiye’den girilmiyormuş yasaklamış seni telekom:)

  2. Ellerine sağlık kardeşim. Okurken zevkle okudum. Sen bu işe ara verme. Hep gez ve yaz. Çok teşekkürler. Bu arada anlatım dilin de çok iyi.

  3. Çok eglenceli anlatmıssın gül gül öldüm baya zevkli bi üslubun var 2 gün sonra budapeştedeyim çok işime de yarıcak bu bilgiler.. eline saglık cok teskkürler:)

Leave a Reply