Astsubayların sorunu ne?

Uzun bir süredir medyanın her köşesinde yer alan astsubay’ların sosyal medya hareketini muhtemelen görmüşsünüzdür. Bu konuyu işlemeyen haber, tartışma programı, televizyon kanalı kalmadı. Konuyla ilgili bir çok bakan, hatta cumhurbaşkanı bile yorumlarda bulundu.

Bu kadarına da pes diyen astsubaylar facebook grubunda an itibariyle 220,262 üye var. Hatta son dönemlerde hiç bir şeye ses çıkartmayan Genel Kurmay sessizliğini bozarak TEMAD‘a mini bir muhtıra bile verdi ve iddiaları yalanladı. Umur Talu’nun köşesine KaraNet (TSK içerisinde kullanılan intranet ağlarından biri) üzerinden erişim yasağı geldi. Genel Kurmay bunun medyada duyulması üzerine olayı yalanladı ve yasağı kaldırdı.

“Tek sevdiğim paşa, tosun paşa”. Grupta paylaşılmış olan fotoğraflardan biri ve grup üyelerinin yazıkları metin.

Öncelikle bu astsubay hareketini inceleyelim. Hareket ilk olarak Facebook’ta başladı ve 10 gün gibi kısa bir süre içerisinde 200bin üyeye ulaştı. Daha sonra ise twitter’a sıçradı. Pek çok hash tag altında astsubaylar seslerini duyurmaya çalıştı. Atılan 70-100bin arası twitt’e karşılık twitter bu tag’leri TT (top twitt veya trending topic) yapmadı.

Sıklıkla “isyan etmiyoruz hakkımızı arıyoruz”, “hesap sormak değil hak aramak için” gibi sloganlar kullandılar.

Bugün TSK’da görevli 100bin civarında astsubay bulunuyor. Bu durumda grup üye sayısını ancak harekete destek veren astsubay aileleri ile açıklayabiliriz. Bu çok önemli çünkü TSK içerisinde ki düzenden rahatsız olanın yalnızca astsubaylar değil, aynı zamanda aileleri olduğunu bizlere gösteriyor. Peki aileler neden rahatsız? Buna detaylı değineceğim.

Normal şartlar altında TSK içerisinde “muvazzaf” kişilerin kesinlikle bir basın-yayın organında demeç vermesi, yorumda bulunması, fikirlerini belirtmesi yasak ve disiplin suçu. Hatta bu kural yıllar önce çok daha sıkı uygulanıyordu. İlginç olarak bu facebook ve twitter hareketi içerisinde yalnızca emekli astsubaylar değil, muvazzaf astsubaylarda yer aldı. Bu bakımdan, uzun yıllar sonra (son örneği 1970’lerdeydi) böyle bir hareket ilk kez gerçekleşti.

OYAK yıllardır kepçeyle alıp, kaşıkla astsubaylara geri verirken bu durum üst-subaylar için tam tersi. OYAK’da diğer kurumlar gibi şeffaflaşmalı.

Astsubaylar ne istiyor?

Kendi ağızlarından;

Biz hiyerarşiye saygılıyız, ne daha fazlasını ne de imtiyaz istiyoruz. Bizler sadece adalet,eşitlik ve insan onuruna saygı istiyoruz. Ne kimsenin aldığı maaşta, ne flamalı arabalarında, ne eşlerine tahsis edilen sivil plakalı sivil şoförlü araçlarında, ne saltanatlarında gözümüz var.

1) Astsubaylar 1/4 derecesini istiyorlar. Memur olan ve bu dereceyi alamayan tek kamu görevlisi olmalarına anlam veremiyorlar. Ziraat ev ekonomistleri, kütüphane çalışanları, meclis stenografları bile bu dereceyi alırken – onlar alamıyor.

2) Astsubaylar maaşlarda ki eşitsizliğin azaltılmasını istiyor. Aynı süre görev yapan, aynı tahsil süresine tabi bir emekli subayla bir emekli assubay kıyaslandığında aradaki maaş farkı %300 olmasına içerliyorlar.

Astsubay maaşları hem subay hem de polis maaşlarının son yıllarda çok gerisinde kaldı.

3) Astsubaylar sosyal adaletsizlikten yakınıyor. Ordu evleri, askeri kamplar, lojmanlar gibi sosyal imkanlardan hep subaylar yararlanırken kendilerinin bu imkanları hak ettikleri kadar kullanamayışlarına kızıyorlar. Subaylar neredeyse her zaman lojmanda otururken, dilediklerinde kamplardan ve ordu-evlerinden faydalanabilirken astsubaylar 10 yılda bir lojmanda belki anca kalabiliyorlar. Yine 10 yılda bir kamp çıkarsa seviniyorlar. Sosyal alanda ki eşitsizlik dağlar kadar.

4) TSK’dan lise mezunu olarak yıllar önce emekli olan albay-yarbayların intibakları – Harp Okulları sırasıyla 2, 3, 4 yıla çıkınca yeniden düzenlenmiş, ancak astsubay okulları yüksek okul seviyesine çıkarıldıktan sonra astsubaylar hakkında bu çalışma yapılmamıştır.

5) Hastanın, emeklinin rütbesi olur mu? Oluyor. Birçok askeri hastanede A-B-C poliklinik hizmetleri ile subaylar lehine ayrımcılık yapılmakta.

6) Lojman konusu daha da iç karartıcı. Burada bir oran neredeyse söz konusu değil. Lojmanların %40’ı assubaylara %55’i subaylara %5’i (Jandarmada %15’i) uzman çavuş ve sivillere tahsis edilir. Ancak bu sayısal oranla terstir. Kısaca subayların tamamı lojmandan faydalanırken arta kalan lojmanlar assubaylara verilir. Bu adaletsizlik önlenmelidir.

7) Yürürlükteki iç hizmet kanunu ve askeri ceza 1930’lu yıllardan kalma ve çağın çok gerisinde. Bu yasaların çağın gereklerine uygun olarak yeniden düzeltilmesi gerekiyor.

8) Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. En yüksek makam olan Cumhurbaşkanının bile hürriyeti bağlayıcı ceza vermeye, yani hapis cezası vermeye yetkisi yoktur. Ancak Ordu’ya yeni katılmış, mesleği hukuk olmayan bir subayın kendi kararı ile hapis cezası verme yetkisi vardır. İddia makamı ve yargıç aynı kişidir. AİHM bir assubayın başvurusu üzerine şahsi hürriyetin sadece mahkemelerce hakim kararı ile kısıtlanabileceğine hükmederek Türkiye’yi tazminata hükmetmesine rağmen oda hapsi cezası amirlerce verilmeye devam edilmektedir.

Referandum’da “evet” sonucu çıkmasıyla artık AIHM’ye gitmekte neredeyse imkansızlaştı. Bir davanın AIHM’ye taşınması artık çok daha zor. Ayrıca AIHM aşırı biriken Türkiye dava dosyalarını dondurdu.

9) Askerlikte hiyerarşik yapı gerekli ve hatta zorunludur. Bunu üniforma taşıyan herkes bilir ve kabul eder. Ancak, askeri garnizonlarda eşlerin ve çok acıdır ki çocukların da rütbesi vardır. Karşılıklı insani saygıdan kimsenin rahatsızlık duyması söz konusu değildir. Ancak, senin baban assubay sen arka sıraya geç. Benim babam subay, ben senden önde oturacağım, burası subayların sosyal tesisi sen assubay eşi-çocuğusun giremezsin, benim eşimin rütbesi seninkinden yüksek – hizmet önceliği benim mantığı, ne yazık ki genç beyinlere kardeşlik yerine husumeti, sınıfsal ayrımcılığı yerleştirmektedir.

10) Astsubaylar kamu personeli olmalarına rağmen, herhangi bir odaya, derneğe üye olamamaktan, haklarını arayabilecekleri yasal bir zemin olmamasından yakınıyor. Diğer tüm kamu personeli bu hakka sahipken, kendilerinin bu haklarının —kendini neredeyse anayasadan üstün gören— iç hizmet kanunu ile engellenmesine karşı çıkıyorlar.

11) Astsubaylar OYAK’ın %60‘ını oluşturuyorlar. Yani her ay oluk oluk parayı OYAK kurumuna gönderiyorlar. Buna rağmen OYAK şirketlerinde ve yönetim kurulunda sadece subaylar, emekli paşalar var. Astsubaylar’da OYAK’ta temsil edilmek, kendi paraları üzerinde söz sahibi olmak istiyorlar.

OYAK şeffaflaşmalı, diğer tüm kurumlar gibi kar paylarını dağıtmalıdır. OYAK diğer tüm kurumlar gibi aynı denetime ve vergilendirmeye tabi olmalıdır.

12) Astsubaylar zorunlu hizmet süresinin azaltılmasını istiyorlar. Mesleği bırakmak istediği taktirde bile bir astsubay en az 15 yıl mecburen çalışmak zorunda. Herhangi bir savaş, tehdit durumunda olmayan Türkiye için 15 yıl çok fazla bir süre.

13) Astsubaylar okullarının lisans seviyesine çıkarılmasını istiyor. Bugün lisans mezunları bile er olarak askerlik yaparken, kendilerinin hala yüksek okul eğitimi alıyor olmalarına kızıyorlar. Not: Bir çok astsubay açık öğretim üzerinden diplomalarını 4 yıllığa çıkartıyor, yüksek lisans ve hatta doktora bile yapıyor.

14) Astsubaylar uzun ve belirsiz mesai saatlerinden, evlerini, çocuklarını görememekten yakınıyor. Denetleme dönemlerinde günlerce birlikte kalmaktan, hafta sonları bile çalıştırılmaktan dert yanıyorlar. Tüm bunlara rağmen “ek mesai” ücreti almayışları da cabası. Tüm kamu memurları ve kamu işçileri neredeyse ek mesai ücreti alırken astsubaylar bu ücreti alamıyor.

En ağır şartlarda en ağır işleri yapmalarına rağmen ek mesai alamayan memurlar.

15) Astsubaylar şehit olunca bile cenazeleri subaylarla aynı camiden kalkmıyor. Ayrımcılık ölürken bile yapılıyor. Astsubaylar sosyal hizmetlerde (kamp, servis, lojman) subaylardan ayrı tutuluyor. Askeri servislerde bile subayların yanına oturmaları mümkün değil.

Neler oldu? Bu hareket başarılı mı?

Siyasi partiler astsubayların aileleriyle birlikte ne kadar büyük bir oy kitlesi olduğunun henüz farkına varamamış olsa gerek ki bu harekete dair hiç biri uzun bir süre meclise soru önergesi vermedi, herhangi bir açıklamada bulunmadı. Oysa ki bugün astsubaylar aileleriyle ve çevreleriyle birlikte en az yarım milyon kişilik bir oy-veren grubu.

Sonra ne oldu? Ne MHP, ne de CHP bu konuda ağzını açmazken, iktidar partisinden en ufak ses gelmezken BDP çıkıp (Sırrı Sakık) meclise soru önergesi verdi! Yani TSK’nın, astsubayların haklarını aramak BDP’ye kaldı. Ayrıca bu süreç içerisinde astsubay hareketini en çok uç-sol gazeteler (Birgün vs.) haber yapmıştı.

BDP’li Sırrı Sakık meclise astsubay haklarıyla ilgili soru önergesi verdi.

BDP’nin bu hareketle neyi amaçladığı aşikar. TSK içerisinde ayrımcılık yapmak, astsubayların sempatisini toplamak gibi farklı amaçlar içine girseler de astsubaylar gereken cevabı verdi;

“Kafamız bozuk, kanımız değil”.

Astsubaylar BDP’den gelecek herhangi bir iyiliğe muhtaç değiller. BDP sayesinde alacakları herhangi bir hakkı da almamayı yeğlerler. Astsubayların TSK ile bir savaşı yok, isyanı da yok. Tek istedikleri bir takım haksızlıkların düzeltilmesi ve haklarının iadesi.

Daha sonra “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı” astsubay haklarıyla ilgili bir çalışmalarının olacağını söyledi. Ancak bu çalışma sadece 1/4 kıdemini içeriyor. Diğer talepler hakkında en ufak bir çalışma yok. Yani aslında astsubayların “acil” beklentilerine hala çok uzak olan bir çalışma. 1/4 kıdemi ise astsubayların sadece statüsel memuriyet savaşı. Bu kıdemin getireceği maaş katkısıyla ancak bir paket sigara alınabiliyor.

Astsubay aileleri neden rahatsız?

TSK içerisinde ki muvazzaf aileleri arasında da kardeşlik ve birlik duygusu aşılanmalı, bu insanların rütbeli olmadığı vurgulanmalıdır.

Astsubay aileleri ilk olarak “asker olmadıklarını” TSK’ya bir türlü anlatamıyor. Astsubay eşleri, subay ve paşa eşlerinin tavırlarından – devletin hizmet ve imkanlarını yasal olmayan bir şekilde kendi lehlerine kullanmalarından bunalmış durumda. Paşaların eşleri – paşalardan daha havalı. Paşa eşinin yanına bayanlar – eşlerinin rütbe sırasıyla otururlar mesela. Paşanın eşinin yanına, bir alt subay olan Albay’ın eşi, onun yanına Yarbay’ın eşi şeklinde sıralanırlar. Sanırsın “Muhteşem Yüzyıl” dizi seti, saltanata bak. Astsubay eşiyle yan yana oturmayı hiç biri kendine yakıştırmaz. Hiç bir subayın, astsubayın veya paşanın eşi TSK’nın imkanlarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmamalıdır. Bayanlara makam aracı, özel er tahsisi gibi yasa-dışı uygulamalara son verilmelidir.

Ordu-evlerini birlikte subay-astsubay kullanamazlar. Subay’ın ordu-evi başkadır, astsubay’ın ki başka. Astsubay’la birlikte oturup çay içmeyi bile yakıştırmazlar kendilerine. Bir subayın çocuğu ile bir astsubayın çocuğu haydi gidelim ordu-evinde bi kahve içelim dediği zaman bu mümkün değildir çünkü ikisinde kısımları ayrıdır.

Askeri kamplarda subay restoranı ayrıdır, astsubay restoranı ayrı. Subay’ın plaj kısmı ayrıdır, astsubay’ın ki ayrı. Aynı sahilden denize bile girmek istemezler astsubayla.

Lojman binaları farklıdır. Subay ile astsubay nasıl olur da aynı binada oturur? Hiç mümkün mü, yakışık alır mı? Bunlar sadece bir kaç örnek. Subaylar hiç bir sahada, astsubaylar ile yan yana olmayı hem kendileri – hemde aileleri adına istemiyorlar. Tüm bu sebeplerden dolayı astsubaylar hareketinde slogan olarak “üvey evlat değiliz” sloganı kullanıyorlar.

Babanın rütbesini taşımak

Yazıyı bir kaç anımı anlatarak bitireceğim. Şırnak’ta Edip Başer İ.Ö.O.’da 2 yıl okudum. Bu okul TSK’nın yaptırdığı, tebeşirine kadar askerin verdiği bir okul. Zaten Doğu’da pek çok okul, neredeyse tamamı askerin yaptığı veya finanse ettiği okullardır. Hatta öğretmen ataması yapılmadığı için, eğitim fakültesi mezunu erler veya asker eşleri derslerimize girerdi. O okulun ilk öğrencilerinden biri benim. Ben okula başladığım yıl okulu açtılar.

Türkçe öğretmenim o dönem ki tümen komutanı tümgeneralin eşiydi. Daha sonra o paşa yolsuzluktan olsa gerek, tam hatırlamıyorum uzun yıllar yargılandı, tutuklandı vs. Şuan ceza evinde mi yoksa aklandı mı bir bilgim yok. İnanması güç ama paşanın eşi sınıfı subay çocukları en öne, daha sonra ast-subay çocukları, onların arkasına uzman çavuş çocukları, en arkaya ise sivil çocukları oturacak şekilde düzenlerdi. Askeri oturma düzeni ilk-okullara bile girmişti yani.

Ben o öğretmenimin bana bir kez olsun gülümsediği hatırlamam. Onun favorisi sınıfta ki yarbayın kızıydı. Onunla konuşur, ona soru sorar, ondan cevap alırdı sadece. Ona özel dersler verirdi. Sınıfta ki astsubay çocukları hiç bir zaman öğrenci yerine konulmadı. Bu sadece çok ufak bir örnek. Bu verdiğim ufak örnekte ki tavır ve hal – okulda her alanda görebileceğiniz bir şeydi.

Yorumlarınızı yazının altından bildirebilirsiniz.

Selamlar.

78 thoughts on “Astsubayların sorunu ne?”

  1. Değerli kardeşim çok güzel bir yazı yazmışsın.Teşekkür ederim gözlerinden öperim.

      1. bizimde arkamızda bir dayı paşamız varmış teşekkürler her şey doğru hepsinin altına imzamı atarım sağolun varolun.27 yıllık mesleğimde ankaradan batıda sadece 2 yıl kaldım

  2. Bu hareket yerden mantar biter gibi bitmedi 1971 Asb.eşlerinin yürüyüşü 1975 eylemleri ile devam etti mücadele ateşi söndü derken http://www.emekliassubaylar.org sitesi ile ateş yeniden yakıldı 7 yıldır aralıksız süren bu mücadeledeya birde Sn.Ahmet KESER ve arkadaşlarının kararlı yönetimi eklenince maya kabardı PES DİYEN ASSUBAYLAR grubu ile sosyal medyada en büyük organizasyon oldu tüm emek verenlere teşekkür ediyoruz. Biz imtiyaz ve ayrıcalık değil haklarımızı istiyoruz ve sonuç alınıncaya kadar mücadelemiz artarak devam edecektir yazınız için de size teşekkürler 

  3. Sanırım Subay ve eşleri için özel bir gen bulmuşlar ve onlara enjekte etmişler,bunu başka türlü izahat edemiyorum.

    1. Muhtemelen öğretmen hanım da, eşi de fakir aile çocuğudur. Yoksa o dağ başında ne işleri ola ki ?

      1. hakkınızı ararken belirli bir topluluğu zan altında bırakmak yakışı kalmıyor bence. evet size hak veriyorum yapılması gereken değişiklikler konusunda fakat bu değişiklikleri isterken bir başkasının hakkına hukukuna da saygı göstermek gerekir,

        1. Astsubaylar’ın genel sorunu aslında maaş değil, lojman değil, kamplar da değil. Sadece itibar. Kendilerinin ve ailelerinin subaylar ve üst-subaylar tarafından gördüğü itibardır. Burada tabi ki tüm subaylarımızı kast etmiyorum, ancak bilinen ve aşikar olan – bu anlayışta olan büyük bir subay ve üst-subay çoğunluğu olduğudur. Astsubaylar’ın istediği sadece TSK içerisinde birlik ve beraberlik. Hiyerarşi korunarak bu birlik ve beraberlik sağlanmalı, astsubay şartları düzeltilmelidir.

  4. Bize ne istiyorsunuz diye soranlara (ki daha soran olmadı ama…)işte cevap.Bunu anlamamak için ya paşa olmak lazım ya da…Teşekkürler yazınız için

  5. bundan daha güzel nasıl anlatılabilirki,bir ilavede ben yapayım, izmir ‘de müşterek kullanılan bir sosyal tesiste subayın biri, ben bu tesise assubayın girdiği kapıdan girmem dediği için assubaylara ayrı kapı açıldı.saygılarımla

  6. sn.dundar ; guzel bir turkce,akici bir uslupla assb.in ahvalini   iyi bir gozlemle ozetlemissin,bu gozleminden dolayi tebrik ederim,yazdiklarinda  bir noksanlik yok,tek noksanlik: haksizliklarin  sira daglar gibi arkada bekledigidir, iste bu adaletsiz ve cag disiligi gelmis gecmis tum gnkur,baskanlari bildigi halde kilini kipirdatmamis,assb.sinifini  artan bir hirs ve kinle ezilmelerini yalnizca seyretmistir. kendileri iki yillik harp okulu okuyup,dort yillik fakute mezunu assb.i yerden yere vurmuslardir. yarim asira yakin bir tarihte lise imtihanlarina gizli kacak girdigim yillarda tb.k.yb.abdurrahman ozakbas a yakalandim ve *okuyupda ne b.k olacaksin,istemiyorsan s..k dirolur gidersin dedigini unutmak mumkunmu,bu ve buna benzerleri siraladigimda hicaza kadar uzanacak haksizliklar icimizde saklidir,simdi bakiyorum,gnkur.ve hukumet el ele vermisler ayni  cagdisiligi sergiliyorlar, haksizliklar deryasinda assb. muammasi uzerine ciltlerle roman yazacak kadar genis bir yelpazeyi kapsar,lutfen yazmaya devam edin.selam se sevgiler

    1. selçuk kardeşim ya da ağabeyim size çok hak veriyorum bizde 1980 li yıllarda diplomamızı sicil dosyasından hazırlama okulu mezunu olduğumuz ve noter tasdiklisi olmadığı için verilmedi.Benimle beraber çoğunluk böyleydi.İlerki yıllarda biraz rahatladı ama bu seferde yaş ilerledi ve aiilevi sebeb tayin vs.4 defa 2 nci sınıfdan ünversiteden ayrılıp emekli olmak zorunda kaldım

  7. askerin askerden baska dusmani yoktur,ciksin bir subay aksini soylesin,bileklerimi keserim,sagol,sn dundar

    1. Teşekkürler. Maalesef başladığı anda çözülmeyen bu sorunlar büyüyerek bugün bu hale geldi. Oysa ki bu sorunlar ilk andan çözülseydi bugün bunları tartışmıyor, bu sorunları yaşamıyor olacaktık. Lakin bir söz var, “adalet topaldır ama er geç ulaşacağı yere ulaşır”. Umarız öyle olur.

  8. böylesi yaşanmışlıklar gören assubay çocukları önemli mevkilere geldiğinde kimliğini saklamamalı yapılan haksızlıkları dile getirmelidir

    1. Teşekkürler. Gördüğünüz gibi kimliğimi bende saklamadım. Sayfamın üzerinde bulunan “hakkımda herşey” butonuna tıklayarak kim olduğumu ve hayatımla ilgili bilgileri görebilirsiniz. Yorumunuz için teşekkürler.

  9. BÜTÇEDE PARA YOKMUŞ, EN İYİ ÇÖZÜM BEKLEMEK NEYİ DERSENİZ ? ÇAMLICA TEPESİNE 15 DÖNÜM ARAZİ ÜZERİNE CAMİ YAPILACAKMIŞ.İNŞAAT BAŞLAYINCA MENDİL AÇALIM HA NE DERSİNİZ ?

  10. ÜLKEMİZİ YÜCELTMEMİZ İÇİN ÖNCELİKLE İNSANLARIMIZI YÜCELTMELİYİZ.AYIRARAK ÖTEKİLEŞTİREREK DEĞİL.

  11. Ellerine sağlık Dündar kardeşim. Konuyu çok güzel kaleme almışsınız. 
    Birde ben örnek vereyim Assubayların tahsili ile ilgli. 1999 yılında Açıköğretim İktisat Fakültesinden Lisans diplomamı aldım. Yüksek Lisans yapmak için komutana (Birlik Komutanına) belgeleri onaylatmamız gerekiyor. 2 tane Ütğm. ve 2 tane Assubay evraklarımızı komutana arz etmesi için sekreterine bıraktık. Öğleden sonra evrakları almaya gittiğimizde komutan Ütğm.lerin evraklarını onaylamış bizimkileri onaylamamış (Okuyacaklar da ne b… olacaklar demiş). Biz tekrar kendimiz evrakla yanına girdiğimizde “Ben size okuyacak zamanmı verdim ki nasıl üniversite bitirdiniz” fırçasıyla sarsıldık. Sözün kısası ikinci öğretimde Yüksek Lisansı bitirmememiz için her şeyi (gece ve hafta sonu kasıtlı mesailer) yapmasına rağmen bitirip kapak olsun diye diplomamızı dilekçeyle dosyamıza konması için komuta katına gönderdik. 
     Bunun karşılığı da bir savunma ve 3 gün göz hapsi oldu ama ona da Diploma çok koydu.:)))

    Teşkilatın tahsil yapan Assubaya tavrı budur işte.

    1. Teşekkürler Mustafa bey.

      TSK, tüm personeli için akademik eğitimleri ve hizmet içi eğitimleri hızlandırmalı – arttırmalı.

      Biz de, ordumuza yakışan şekilde daha iyi tahsillenmiş, daha fazla mürekkep yutmuş, aydın, ufku geniş personel görmek istiyoruz.

      Astsubayların okulları en kısa zamanda 4 yıla çıkartılmalı ve her türlü ek akademik çalışmaları teşvik edilmelidir.

  12. Mesleğe başladığım ilk yıllarda beraber çalıştığım bir teğmen ve üsteğmenle o kadar samimiydikki  birbirimize “kardeşim”diye hitab ederdik.
    Şimdi hepsinden nefret ediyorum.Yazınız çok güzel bütün sorunlara değinmişsiniz TEŞEKKÜRLER..

  13. sayın hocam elbette astsubay arkadaşlar haklarını alsınlar ama birazda polisi görün sadece şunu istiyoruz astsubay ın ek göstergesi gibi 3600 ek gösterge istiyoruz 

    1. Merhaba Yiğit bey,
      Polisler sokaklara dökülüp eylem yapmıştı en son hatırladığım kadarıyla. 2 gün önce olması lazım, mahkemeleri de kendi lehlerine sonuçlandı ve yaptıkları bu eylem “demokratik hak” olarak belirtildi.

      Tüm memurların sorunları büyük, fakat inanın astsubayın ki daha büyük. Belki de biz bilmiyoruz, sizinde içinizde komiser-polis uçurumu olabilir. Eğer böyle bir şey varsa sizde yazılarınızı-yorumlarınızı gönderebilirsiniz. Haklı olanı, hakkını yasal yollardan arayanı hep destekleriz.

      Teşekkürler.

  14. bir subay olarak kesinlikle tespitlere katılıyorum. ancak bu bir sistem sorunudur. subaylar uzaydan gelmiyor. abi kardeş subay astsubay olan yok mu? asıl sorun olan sistemin değişmesi üzerinde yoğunlaşılmalı. subaylar bunu yaptı bu kadar maaş aldı gibi örnekler üzüyor insanı.bir subay olarak astlarım olan astsubaylarıma karşı böyle davranmıyorum ve hiçbir zaman davranmayacağım. ama ben uzmanlarıma ve erlerime de hiçbir zaman yukarıda yazılan örnekler gibi olmadım e olmayacağım.

    1. Merhaba,

      Evet genellemelerin her türlüsüne karşıyım, karşıyız. Asla ve asla tüm subayları bu yazıda kast etmedim. Ancak ve maalesef pek çok subay astsubayları TSK’nın bir parçası gibi görmüyor. Bu durum, hiyerarşi ve birlik duygusu arasında ki çok ince bir çizgi. Astsubaylar TSK içerisinde sadece birlik ve beraberlik istiyorlar. Hiyerarşiye ve emir komuta zincirine saygılı kalarak, hak ettikleri saygıyı görmek istiyorlar.

  15. Sevgili Kardeşim ne ekleyebiliriz ki her şeyi doğru doğru yazmışsın eline sağlık. Genkur.un bahsettiği kölelik statüsü bu işte.
    İnsan okuyunca tüyleri diken diken oluyor ama bunlar şimdi yaşanan olaylar. Ben bir Astsubay olarak en çok eşim ve çocuklarıma üzülmüşümdür. Onlara bu azabı yaşattığım için hep kendimi suçlamışımdır.Genkur. hani diyorya bunları
    bilerek girdiler hayır biz girerken bunları bilmiyorduk.  

    1. Merhaba Ufuk bey. Haklısınız teşkilatın ailelere getirdiği yük oldukça fazladır. Askeri disiplin ve hiyerarşiden maalesef ki onlar da nasibini alıyor. Ancak yine de kendinizi suçlamayın, aile olmak kimi zaman sıkıntıyı ve mutluluğu beraber çekmektir.

  16. TEŞEKKÜRLER ÖMÜRBEY ALLAH KALEMİNE GÜÇ VERSİN. BELKİ BİRİLERİ ÇIKAR ASTSUBAYLARIN YAŞADIKLARINI BİR KİTAP HALİNE GETİRİR.

  17. Yürekli,bir 0 kadar da düşündürücü enfes ötesi bir yazıydı.Bir an tez yazısı bile olabileceğini düşündüm.Yüreğinize,emeğinize ve kaleminize sağlık.Sevgi ve saygılaımla.

  18. aşağılık kadın.kökünü araştırsan sonradan görme bir zibidinin kızıdır.Çoğu subayda böyle alt gelir gurubundan bir sürü insan var içlernide ama sanırsın aristokrat bir aileden gelme.Derebeyi zihniyetli hastalıklı ruhlar….

    1. Merhaba,

      Yine de size&bize yakışan gibi hakaretten kaçınalım.

      Astsubaylar haklarını demokratik ve yasaların izin verdiği şekilde arıyor, bu çizgiden kayarlarsa ve kışkırtmalara kapılırlarsa – bu hareket birilerinin çıkarına hizmet etmeye başlar.

  19. Assubaylık babadan oğula geçen kötü bir damga gibi, tabiki onların gözünde. Ama biz kendimizden eminiz, alnımızın akıyla görevimizi en güzel şekilde yaptık ve emekli olduk. Tank ihalesi yolsuzluğu, kaleşnikof silah ihalesi yolsuzluğu vb. bir çok yolsuzlukları yapmadık. Şimdi de onların yolsuzlukları OYAK’da devam ediyor. TUKAŞ fabrikası2011 yılında zarar gösterildi, buna en aptal insan bile güler, TUKAŞ zarar ediyorsa Türkiye’deki diğer salça fabrikaları da zarar eder. Bu işler böyle anlatılmakla bitmez hep yolsuzluklar……

  20. insanları en iyi şekilde değerlendirmek gerek halbuki ülkenin gelişimine katkı sağlayabilmek için. eğitim seviyesini arttırmak buna katkı sağlar. assubayların önünü kesen zihniyetin amaçları farklı bence. hiyerarşi o kadar önemliyse TSK ya asteğmen almamaları gerekir dışarıdan en basit örnek.

    1. Söylediğiniz gibi 4 yıllık üniversite mezunları bile er olarak askerlik yaparken, astsubayların hala 2 yıl eğitim alması haksızlık. Bu eğitim en kısa sürede 4 yıla çıkmalı ve eğitim niteliği arttırılmalıdır.

  21. Bu idrakı bizi yönetenlerden de bekliyoruz ama maalesef inatla direniyorlar göstermelik şeylerle bizi yine oyalıyorlar kaleminize ve elinize sağlık diyorum mücadeleye devam bütün arkadaşlarımın yorumlarını yazmasını tavsiye ediyorum.

  22. Bizler için kaleme aldığınız yazıyı gözümü kırpmadan ve nefes almadan okudum. Yüreğinize saglık, sizin gibi cesur insanlar var olduğu sürece bu cumhuriyeti kimse yıkamaz….yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum…

  23. 2002-2003 yılı kışıydı.Şırnakta idik…Kış tüm şiddeti ile
    bastırmıştı.Tüm yollar kapanmıştı.Lojman yetersiz olduğundan astsubaylar ve
    uzman jandarmalar tekser denilen konutlarda oturuyordu.Sadece 1 subay vardı.Oda
    astsubaylıktan geçme bir yzb.dıydı.Kışın şiddetinden lojmanlar bölgesine hiçbir
    araç inememişti.Zaten çok dik bir rampa ile inilebilen 1-1,5 kilometrelik bir
    yolu vardı ve Kaza riski olduğu için araçların inmesi de yasaklanmıştı.Sadece 1
    araç..o Yzb ya .resmi işler için tahsis edilmiş o land Rover aracı
    inmişti.Çoçuklarını okula gönderebilme gayretinde olan bayanlar o araca hücum
    etmiş,çocuklarını bindirmişler.sıkış sıkış aracın içinde donmuş burunlarını
    çekerek bekliyorlardı.Hışımla gelen yzb.nın eşi önde oturan birkaç çocuğu
    kollarından dışarı çekerek dışarı çekti ve indirdi.Bu araç benim eşime
    ait.sadece benim çocuğum binecek diye bağırıyordu.Kadınlar dona
    kalımştı.Havanın soğukluğundan daha çetin olan bu kibir ve aşağılamanın soğuguydu.İndiler…ve
    araç gitti.Bir kadın aşağılanmanın verdiği çaresizlik ve üzüntü ile eşini 
    aradı..Ağlıyordu..Göğsünde komando brövesi olan astsubay daha başlamadığı bir
    savaşı ve cevabını veremediği bir davranışın açıklamasını eşine yapmaya
    çalışıyordu….

  24. sorunlara değinmişsin tamam haklısın ben de bir astsubay cocuguyum ve üste yazılanların birçoğuna katılıyorum. ancak yazıda subayları ve onların ailelerini kötümser bi şekilde göstermen hoş olmamış. ben de lojmanlarda askeri ortamlarda büyüdüm ve arkadaslarımın da çoğu subay çocuguydu. ayrımcılıkla karşılaşmadım. ben mi çok şanslıydım bilmiyorum ama yukarıda subaylar ve aileleriyle ilgili kullandıgın ifadeler münferit örnekler dışında doğru değil. ayrıca askeri lise mezunuyum. sonradan ayrıldım subay olmadım ama orada bile biz subay adaylarına öğretilen herkese saygıydı. hiçbir arkadasımın bir astsubaya saygısızlık ettiğini görmedim.

Leave a Reply