Ben sivildeyken

Geçen gün saçları kestirmeye gittim. Asker çocuğu olmanın sonucu olarak, saçlarımı uzun yıllar askerler kesti. Bu yüzden asker-berber muhabbetini “ne yazık ki” yakından biliyorum. Her ne kadar, artık eşşek kadar olduğum için – o ortamdan uzak olsam da, geçen berber koltuğunda anılarım depreşti.

Askerlik kabul ediyorum sıkıcı bir ortam, ama mevcut şartlarda hepimizin bir kerelik uğramak zorunda olduğu bir durak. Yalan askerlik anılarına çok değinilmiş, çok şakası yapılmıştır bugüne kadar. Anılar değil de, askerlik esnasında söylenen yalanların daha büyük hayranıyım ben.

Elvis reis asker tıraşı olurken.

Asker berberle on dakikalık bi muhabbetten sonra size anlatabileceği her şey ve kuracağı her cümle “ben sivildeyken…“le başlayacak ve çeşitli abartı-yalan kombinasyonlarıyla kafa ütülemenin sınırlarını test edecek ki, ilk olarak buna psikolojik olarak hazır olmak gerekiyor. Aynı kişi terhis olduktan sonra ufak bir rötuş ile bunu “ben askerdeyken” olarak değiştirip farklı kombinasyonlarla kafa ütülemeye devam ediyor zaten.

Askerliğini berber olarak yapanların en sık görülen yalanı, “benim sivildeyken saçlarım buraya kadardı” (omur hizası). Şimdi yeni ekilmiş çim adam saç boyunun verdiği derin kompleks hepsini aynı yalana itiyor ya – sanırsın sivilde hepsi Barış Manço gibi geziyordu amnk. Bi de bunların göt cebinden ışık hızıyla çıkan, sivilde çekilmiş bi vesikalık fotoğrafları olur, onu delil olarak saniyesinde size gösterirler. Saçlar jöleli, üstte gömlek, sakallar damat tıraşı ve en altta kocaman fotoğrafçının logosu.

Sivildeyken saçlarım burama kadardı.

Muhabbete girmek için kullandıkları ve ağır takıntılı oldukları bir diğer mevzu ise “memleket“. %95’i zaten İstanbullu’dur. Hayatında bir kez bir gitmiş olsa İstanbul’u memleket olarak benimsemeye bayılırlar. Sizin memleketinizi sorarak çok derin bir sohbetin kapılarını niyetinde olurlar.

  • Asker: Nerelisin Serhat?
  • Ben: Samsun abi.
  • Asker: Çok geldim ben Samsun’a. Samsunlu bi manitam vardı önceden, Jale. Ama bi gör hatunu öyle böyle güzel, saçları burasına kadar, bembeyaz bi teni, masmavi gözleri vardı. Şimdi hala arar sorar zaten ama ben pas vermiyorum eskisi gibi. Bakalım askerlik bitsin bi belki ziyaret ederim yine. Ama Samsun’u iyi bilirim, o meydan var ya büyük – merkezde ki çok gezdim oraları. Bizim bi de Sadık var burda, 89’ya 1, o da Samsunlu. Çok kral çocuktur. Dur bakim soyadı neydi.. Belki tanırsın….
  • Ben: Yanlar böyle iyi, daha kesmesek?
Askerde ki şaka anlayışı bundan ibaret.

Sohbet biraz ilerledikten sonra, sizde biraz şakalar yaparsanız güler yüz gösterirseniz direk olay “manita”ya gidiyor.

  • Asker: Manitan varmı?
  • Ben: Var abi.
  • Asker: Kaç tane? (Sanki kendisinin bir düzineymişcesine)
  • Ben: 1 tane.
  • Asker: Ohooo, benim sivilde 4 manitam vardı. Hepsini bi arada idare ediyordum, hiç birinin ruhu bile duymuyordu. Yakışıklı çocuksun, ah şimdi senin yerinde olsam, böyle uzun saçlarım olsa 20 tane manitam olurdu.
  • Ben: Önler iyi böyle abi.

Bu güzel insanlar terhis olduktan sonra kendilerine ilginç bir hayal dünyası kurup, “sivile” bunu satarlar ki, bu da askerlik anısı yalanı oluyor. Doğrusuna pek rastlanmaz zaten.

  • Paşanın şoförüydüm.
  • İstediğim zaman çarşıya çıkıyordum. İzin sorunum yoktu.
  • İçtimalara katılmazdım.
  • Bana bulaşmak istemiyorlardı.
  • Atış birincisiydim, diğer askerleri ben eğittim.
  • Albayın kızıyla sevişiyordum.
  • Koğuşta hep içiyorduk.
  • Astsubaya kafa attım.
  • Bi gün çok sarhoşum, tekmeyi vurdum girdim paşanın odasına.
  • Helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştirdim.
  • Biz çok çatışmaya girdik, çok arkadaşım şehit düştü.
  • Beni askerde çok severlerdi, komutan gibi saygı gösterirlerdi.
  • Ahmet astsubay vardı, beni öz oğlu gibi severdi.
  • Paşa bana teşekkür mektubu yazdı.
  • Cephanelikte sigara içiyodum.
  • Biz kral tertiptik, en şanslı devre bizdik.
  • Benim tüfeğim Kanas’tı.
Eee kanka sonra nolmuş? Anlat anlat dinliyom ben.

Sevgiler.

Leave a Reply