İsveç – Stockholm

Sanırım bu yazı yazmaktan en çok keyif alacağım yazılardan biri olacak. Herhalde 1 bu yazı olur, 2 ise Kopenhag hakkında yazacağım yazı olur.

Stockholm İsveç’in en büyük şehri ve başkentidir. Bunun yanında İsveç’in kalbidir, ruhudur. Türkiye için İstanbul neyse, İsveç için de Stockholm o’dur. İsveç’in %21’i burada yaşar, bir çok endüstriyel kurum, fabrika, şirket burada bulunur. Dünya çapında ünlü Ericsson, SEB, Swedbank, Nordea, IBM, Securitas, Sodexho gibi markaların burada merkezleri bulunur.

Şehrin her bir yanı adalar ve ufak kara parçaları ile kaplıdır. Yaklaşık 14 tane büyük (kısmen) ada olduğu söyleniyor, daha bende gezmediğim için adalar hakkında bir şey diyemeyeceğim. Henüz Stockholm’ü 1 kez gezme fırsatım oldu, yakın bir zamanda tekrar gideceğim – o zaman adaları da tamamlamış olurum sanıyorum.

Nüfus yapısı itibariyle Stockholm oldukça karışık. 70 milletten insan bulmak mümkün, İsveç’te yaşayan Türk’lerle de sık sık karşılaşabilirsiniz.

Stockholm’e Nasıl Gidilir?

Arabayla: Meşhur E4 yolunu takip etmeniz yeterlidir. Stockholm içerisinde bir çok yol ayrıca ücrete tabidir – belirtmekte fayda var. Bu ücretlendirme yalnızca trafiğin yoğun olduğu saatlerde, trafik ölçer cihazlarla otomatik olarak yapılıyor.

Trenle: İsveç-Danimarka ve Norveç’ten SJ tren yollarını kullanarak Stockholm C’ye gitmeniz gerekiyor.

Uçakla: Türkiye’den Pegasus ve THY uçuşları var. Her ikisi de hava alanında 5 no’lu kapıdan bineceğiniz-ineceğiniz uçuşlar. Bahsettiğim hava-alanı Arlanda, aynı zamanda Stockholm’e en yakın hava alanı. Skavsta baya bi uzak – tercih etmenizi önermem. Arlanda-Stockholm arası yaklaşık 30-40km. Stockholm uçak biletleri genel olarak 250TL’den başlar, daha önceden alırsınız-kampanya vardır vs. onu bilemem.

Gemiyle: Riga, Tallin ve Helsinki’den feribotlarla Stockholm’e ulaşabilirsiniz. Baltık denizi üzerinde ki bu yolculuk yaklaşık 16-18 saat sürer.

Stockholm’de Nerede Kalınır?

Bu sorunun cevabı sizin turizm anlayışınıza bağlı aslında. Genelde turlarla gezmeyi tercih eden, işinden gücünden emekli olmuş, biraz cebinde para olan turist misiniz, yoksa bi sırt çantasıyla yola koyulan, rehber-tur, ünlü yemek ve içecekler gibi şeylere para vermek istemeyen, otel beklentisi bi yatak olsun yeter anlayışında olan turist mi?

Ben ikinci gruptayım. Buna İngilizce’de “backpacker” deniyor. İlk grupta olan ziyaretçilere bi önerim yok, çünkü o otellerde hiç kalmadım. Backpacker’ların değişmez adresi hostelworld’den otelleri inceleyebilirsiniz.

Hostel’lerde, dormitory (6-8 kişi bir odada – yurt aynı)  odalar ortalama gecelik 40TL’den başlıyor. Ben gittiğimde InterHostel Otel’de kalmıştım. Ortam gayet güzeldi, genellikle Rus’ların tercih ettiği bi otel – çünkü sahipleri Rus.

Stockholm’de Yaşam

Stockholm’de yaşam ve turizm, İskandinavya dışından gelenlere biraz pahalı gelebilir. Dünyanın en pahalı şehirlerinde İstanbul daha önler de gelmekte fakat o anketlere aldanmayın, onlar o şehirde yaşayanların gelir düzeylerine göre değerlendiriliyor. Türkiye’de kazandığınız para, İsveç’e geldiğinizde 3 kuruştan farksız oluyor.

Örnek vermek gerekirse 1 paket marlboro 13TL, ortalama bir akşam yemeği 25TL, McDonalds’ta BigMac 17TL, yarım litrelik bir şişe su 6TL. Bu fiyatlar size çok pahalı gelmiş olabilir fakat İsveç şartlarında gayet “normal” fiyatları yazdım. Turistik yerlerde yiyip içerseniz bu fiyatları 2’yle çarpınız 🙂 Bilmeyenler için, İsveç ve dolayısıyla Stockholm’ün para birimi SEK yani İsveç Kronu’dur.

Stockholm şu ana kadar gördüğüm şehirler arasında bence en yaşanabilir olanı. Havası temiz, suyu temiz, insanları saygılı, suç oranları düşük, trafik stresi yok, genel olarak stres zaten yok, mimarisi güzel, ulaşım düzenli, gece hayatı hızlı (diğer İsveç şehirlerine göre) vs.

Stockholm Hava Durumu

İsveç denildiğinde insanlar genelde kutupları falan hayal ediyor. İsveç’in de baharda ve yaz aylarında çok sıcak – güneşli güzel günleri var. Kışında öyle abartıldığı kadar müthiş bir soğuk ben görmedim. Yani şöyle diyeyim, Türkiye’de bu sene Erzurum -25’leri gördüyse, bundan kötüsünü hayal etmeyin. Hani ne kadar soğuktur? Anca olsa olsa bi Erzurum veya Kars kadar soğuk olur. Hatta o kadar bile olmuyor, işte Ocak ayının 12’si:

Yaz aylarında gelecekseniz kalın kalın şeyler alıp hamallık etmeyin. Haziran’ın ortasından sonra Ağustos, Eylül’e kadar tişörtlerle gezebilirsiniz.

Stockholm Gezilecek – Görülecek Yerler

Stockholm için bence en azından 3-4 gün ayırın. Hem gezerken canınız çıkmaz, hemde daha doya doya gezmiş olursunuz. 1 ve 2 gün kesinlikle yetmiyor.

Stockholm gezisini şöyle parçalara ayırabiliriz;

  • Müzeler, kültürel aktiviteler ve saraylar => Gamla Stan, Skepssholmen, Djurgarden
  • Şehir Gezisi => Östermalm, Norrmalm, Vasastan
  • Alış-veriş, Kafe-bar, Şehir gezisi => Södermalm

Aşağıda ki Stockholm şehir haritası üzerinde göstermeye çalıştım:

Tavsiyem ilk gününüzü Gamla Stan, Skepssholmen ve Djurgarden’e ayırmanız. Bu 3 yeri de yürüyerek gezebilirsiniz. Ama size tavsiyem Stockholm Kart almanız, bu kart sayesinde müzelere, toplu taşıma araçlarına vs. teker teker para vermekten kurtulursunuz. Eğer müze gezecekseniz sizi baya masraftan kurtaracaktır.

  • İsveç Parlamentosu ve tam karşısında İsveç Kraliyet Sarayı. Bunlar oldukça çok vaktinizi alacak çünkü sarayın bir sürü bölümü var ve içlerinde görülmeye değer yüzlerce şey var. Sarayda yaklaşık 4-5 saat harcadığımızı hatırlıyorum.
  • Aynı şekilde Belediye Meclisi’de görülmesi gereken yerlerden.
  • Nobel müzesi. Bu müzeden çok bir şey beklemeyin, saraydan sonra hayal kırıklığı olabilir ama yine de girip gezmenizi öneririm.
  • Nobel müzesinin çok yakınında Stockholm Katedrali ve Alman Kilisesi var, onlara da uğrayınız.
  • Gamla Stan içerisinde ara sokaklarda gezinin, bir çok hediyelik eşya dükkanı bulabilirsiniz. İrili ufaklı pek çok müze de yine bu ara sokaklara yayılmış durumda.

Sanat meraklıları:

  • Royal Swedish Opera kesinlikle ziyaret etmeniz gereken yerlerden.
  • National Museum yine ilginizi çekecektir. Bir çok resim-heykel bulunuyor.
  • Skeppsholmen’de yan yana “mimari müzesi” ve “modern müze” bulunuyor.
  • Nordiska Museet içinde İskandinav modasına ait pek çok şeyi bulabilirsiniz.
  • Stockholm’ün her bir köşesinde tiyatro bulmak mümkün, eğer izlemeyi seviyorsanız.
  • Fotoğrafçılık meraklıları Fotografiska’yı ziyaret etmeli.
  • Stockholm metro durakları, bir çok sanatçı tarafından düzenlendi-boyandı.

Djurgarden çok büyük bir park, içerisinde Skansen isminde bir bölge de bulunuyor. Skansen bir açık hava müzesi ve Djurgarden için de ayrı bir alan – giriş ücretli. Skansen içerisinde bir çok müze bulabilirsiniz, ayrıca bir hayvanat bahçesi de bulunuyor. Viking gemisi olan Vasa’nın sergilendiği Vasa Museet yine burada bulunuyor, en çok turist çeken müzelerden biri de bu. Diğer muadilleri ise Kopenhag ve Oslo’da.

Alışveriş meraklıları:

Norrmalm ve Östermalm’e 1 tam gün ayırmanızı öneririm. Pek çok alış-veriş merkezi ve dükkan var. Bunlardan en ünlüleri Åhlens.

Ayrıca sadece alış-veriş için değil, yeni şehirin pek çok yerini görmek için de yine Norrmalm’de gezmenizi öneririm. Östermalm bu kadar popüler ve canlı değil.

Södermalm yine Stockholm’ün en canlı yerlerinden. Buraya da 1 gün ayırarak uzun uzun gezebilirsiniz. Yine Södermalm’de pek çok alış-veriş merkezi, kafeler, barlar ve oteller bulunuyor.

Son olarak söylemessek olmaz. Stockholm bot turuna katılın ki şehri bir de denizden görme fırsatınız olsun.

Ben ek olarak, şehir dışında bulunan Hammarbyhammen ve Huddinge’yi de gezmiştim bir ziyaret vesilesiyle. Oralarda bir şey yok, siz saydığım gibi gezerseniz 3 günde Stockholm’ün altını üstüne getirmiş olursunuz zaten.

Yola çıkmadan önce detaylıca inceleyin:

http://www.visitstockholm.com/en/

http://www.stockholm.com/

Estonya – Tallin

Tallin, Estonya’nın başkenti ve en büyük şehridir. Helsinki’nin 70-80 kilometre güneyinde bulunur. Öncelikle belirtmek lazım ki bu şehri gözünüzde büyütmeyin. Bi İstanbul, Ankara görmüş birine göre bura şehir bile sayılmaz. Tallin’i gezmek için 5-6 saatim oldu ve bu süre yetti, hatta sonlara doğru sıkıldık bile. Bu bahsettiğim yer “Kesklinn” isimli merkez semt – yani en ünlü yerleri.

Tallin 2011’de yani geçen yıl Avrupa Kültür Başkenti seçildi. E hal böyle olunca da beklentiler büyük oluyor ama o beklentileri bi kenara bırakın. Bu kadar da kötülemek doğru mu bilmiyorum fakat şöyle izah edeyim. Şehir doğal yapısı bakımından çok hoş, medieval tarzı ve konseptini her yerde görebiliyorsunuz – merkezde ki tüm barlar, restoranlar bile buna sadık kalınarak düzenlenmiş. Ama gel gelelim ki bu adamlar turizm yapmayı pek öğrenememişler (bizim gibi), müzecilik çok başarısız, müzelerde İskandinav’ya da alıştığımız “exhibition” olayı yok, şehir de yol yordam sormak çok zor-çoğu İngilizce bilmiyor ve dahası.

Nasıl gidilir?

Lennart Meri hava alanı şehir merkezine çok yakın. EasyJet, RyanAir vb. firmaları kullanabilirsiniz. Stockholm Skavsta’dan ve Oslo Rygge’den Tallin’e RyanAir’in uçuşları var.

En güzel seyahat yolu ise Baltık denizi üzerinde ki gemileri kullanmak. Stockholm’den sabah 18:00’da biniyorsunuz, ertesi gün 10.00’da Tallin’de oluyorsunuz. Gemide geçireceğiniz 16-17 saat süresince sıkılacağınızı sanmıyorum. Geminin içinde asansörle geziyorsunuz, 10 kat var, boyutlarını anlamanız açısından. Tamam, çok büyük – okyanus gemileri gibi değil ama yine de öyle ufak bi feribot’ta değil. İçeride restoranlar, disko, sauna, marketler, tax-free market, ufak bi kumarhane var.

Hava durumu nasıldır?

Coğrafi konumu itibariyle Tallin’in sıcak olması beklenemez zaten değil mi? Hatta benim İsveç’te bulunduğum şehirden daha soğuk olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hava durumunu takip etmek için bir çok kaynak var ama bunlardan en güvenilir olanı bence Yahoo’nun hava durumu servisi.

Nüfus ve Kültür

Açıkçası kültür hakkında yorum yapacak kadar kalmadım Tallin’de. Estonya’lılar şöyledir böyledir diyemem. Ama bariz ve bilinen bi gerçek var ki Estonya Avrupa’dan daha çok Rusya etkisi altında kalmış gibi – Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen.

Zaten şehir uzunca bir süre Finlandiya ve Rusya’nın toprağı olduğu için bu çok normal bi durum. Hala şehir nüfusunun %38’ini Rus’lar oluşturuyor, diğer büyük azınlıklar ise Ukrayna’lılar ve Belarus’lular.

Gezilecek – Görülecek Yerler

İsveç’ten sonra Tallin oldukça ucuz geldi bana. Türkiye’yle tam karşılaştırma yapamadım ama yine de tüm Doğu bloğu ülkeleri gibi ucuz olması gerekiyor yine de.

  • St. Olaf Kilisesi – uzunca bir zaman dünyanın en yüksek yapısı unvanını korumuş olan yapı. İskandinav kiliselerine alışkınsanız burası da size yavan gelecek yerlerden. İçinde daha çok şey olsun isterdim.
  • Kiek in de Kök – Tallin savunmasının toplarla yapıldığı kule.
  • Kadriorg Parkı ve Kadriorg Sarayı – Tallin’in en büyük sarayı, bahçeleri güzel.
  • Viru Kapısı – Şehre girdiğinizde bu kapıyı görmeden geçmeniz zaten pek mümkün değil. İlk resimde gördüğünüz kapı bu aynı zamanda.
  • Şehir surları – Viru kapısının sağından ve solundan uzayan surlara 2-3€ gibi bir ücret ödeyerek çıkabilir, şehri daha yüksekten görme şansı yakalayabilirsiniz. 3€’luk bir şey var mı derseniz, bence yok.
  • Alexander Nevsky Katedrali – Limanın biraz Güney’inde kalan bu katedral klasik bir Rus mimarisi örneği. İçini gezemedim çünkü kapalıydı.
  • St. Catherine Pasajı – Şehir sokaklarında gezerken rastlamanız kuvvetle muhtemel. Tallin aynı bu pasaj gibi pek çok dar-eski sokağa sahip. Orta-çağ meraklısıysanız hoşunuza gidecektir.
  • Toompea Kalesi – Alexander Nevsky Katedralinin tam orada ki kale. Gezmenizi öneririm.
  • KGB müzesini ziyaret edebilirsiniz. Rus’lar uzunca bir zaman Tallin’de her şeyi dinlemiş, her şeyin istihbaratını yapmış. Rus etkisinde kalan halkların o günleri unutması baya zaman alıyor gibi, bunu hissedebilirsiniz insanlarda.

Ne yapılır?

Old Town’da Orta-çağ konseptine göre düzenlenmiş pek çok kafe ve bar var. Olde Hansa‘yı hala unutamıyorum. İsveç gibi güzellik diyarından gitmeme rağmen garson Estonya kızları beni kendilerine aşık etmekten hiç geri durmadılar :/ Sırf orda ki garsonlar hatrına gidin burda sıcak şarap için.

İsveç’in boya küpü, egosu yüksek – yapay kızlarından sonra Estonya kızlarının masum çekiciliği, daha doğal duruşları, hafif ortaçağ köylüsü tarzları bana acayip çekici geldi.

Not: Aşağıda ki resim Google’dan bulduğum herhangi bir resim, bahsettiğim dillere destan garsonlardan biri değil.

Town Hall Meydanı’nda görülecek – oturup bir şeyler yenip içilecek çok yer var. Fakat buralar biraz turistik olduğu için diğer arka ve ara sokaklara oranla daha pahalı. Gerçi en pahalı yeri bile anca İsveç’in orta-halli yeri fiyatına geliyor – o yüzden sorun yok.

Sokaklarda yerli ablalar el işi örgü bere-kazak-atkı gibi şeyler satıyorlar rengarenk, onlardan alabilirsiniz.

Seyyar arabalarda, orta-çağ kıyafetleri içinde sıcak şarap satanlar şekerleme satanlar göreceksiniz, onlardan alış-veriş yapabilirsiniz.

Yeni şehre mutlaka uğrayın. Tallin yalnızca Orta-Çağ’dan ibaret değil. Yeni şehirde pek çok alışveriş merkezi ve gezilecek mağazalar var. Eğer Finlandiya veya İsveç’ten geliyorsanız buradan kıyafet alabilirsiniz çünkü Estonya bu diğer ülkelere göre çok daha ucuz.

Eğer yolunuz kuzeye düştüyse Tallin’e de uğrayın, en azından bu tarihi savaş dolu, utangaç ve biraz da ezik halka biraz para kazandırın. Zira turistlerin gözünün içine bakıyorlar. Hatta bir müzeye girmek için niyetlendik ama yanımızda € yoktu, geri dönüp bi para çekelim dedik, müze görevlisi abla öyle bir “pleaseeee come back” dedi ki içim cız etti yeminle.

Yurt-dışı Seyahat ve Uçuş Tavsiyeleri

Çok ufak yaşlarda ilk uçak yolculuğumu yaptım. Tam emin olmamakla birlikte ilk tecrübemin Ankara aktarmalı Samsun uçuşu olduğunu sanıyorum. 97-98 yılı olması lazım. O zamanlar Türkiye’de hava ulaşımı hem çok lüks hem de THY tekelinde sürmekteydi.

İlk yurtdışı uçuşumu ise İstanbul-Stockholm olarak gerçekleştirdim. Genellikle bu konuda internet üzerinde bir çok eski veya şaibeli bilgi var. Hava yollarının kuralları çok sık değiştiği için bu yazılarda yer alan bilgiler de güncelliği kaybetmiş durumda. Gidiş-gelişte aklımda kalan bazı önemli detayları yazacağım.

Bavul-Valiz Hazırlığı

Kullandığınız hava yolu firmasını size bavul getirme hakkı tanıyor mu öncelikle bunu öğrenin. RyanAir, Norwegian gibi “dolmuş”çuluk yapan hava-yolu firmaları yanınızda sadece 8kg’lık el bagajı getirmenize izin verir.

Bu rakam Pegasus’ta 20kg teslim edilen valiz, 8kg ise el bagajı şeklinde. Bazı çok istisna seferlerde ise bu limit 30kg’a çıkıyor.

Önemli bir ayrıntı daha, yalnızca 1 parça el bagajını kabine alabilirsiniz! 2-3 parça el bagajı ile kabine girmeniz mümkün değil. Ancak bayanların çantaları, laptop çantaları gibi “çok şahsi” parçalar el bagajından sayılmıyor.

Önemli bir ayrıntı daha, uluslar-arası hava taşımacılığı kuralları gereği tek parça bagajınız en fazla 32 kilogram olabiliyor artık. Gerekçe olarak ise 32 kilogram’dan daha ağır bagajların – bagaj taşıyan kişilerin sağlığını tehlikeye atması gösteriliyor.

Eğer valiziniz 20 kilogram’dan daha fazla olacaksa, internet üzerinde ekstra bagaj hakkı almanızı öneririm. Bunu almazsanız ve check-in esnasında valiziniz daha ağır çıkarsa çok yüksek ücretler ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bu ücret hava-yollarına göre değişmekte olup genelde kilo başına 5-15€ arasında oluyor.

Tecrübeyle sabittir ki, gideceğiniz yerlerde mutlaka birşeyler alacaksınız. Bu yüzden valizinizi tam kilo sınırına dayayacak şekilde doldurup gitmeyin-biraz boş yer kalsın.

El bagajınıza almanız yasak olan hiç bir şeyi inatla oraya koymaya çalışmayın! Görevlilerle tartışmaya-inatlaşmaya kalkmayın. Hava-alanlarında ki polislerin ve görevlilerin her dediğini yapın, çünkü bu personellerin inanılmaz geniş yetkileri var. Onlarla inatlaşmanız size hiç bir şey kazandırmaz, başınıza çok çok büyük dertler açarsınız. Hatta ve hatta ömür boyu uçuş yasağı bile verebilme yetkileri var size, ona göre.

Bavulunuzu kilitlemeyin. Uçuş güvenliği gereği görevlilerin valizinizi açıp bakma hakkı var. Kilitli olması durumunda ise kilidi kırma yetkileri de var.

Bir diğer önemli husus ise, bavulunuza – onu kolayca tanımanızı sağlayacak bir işaret takmanız. Bu renkli bir ip olur, eşarp olur, dikkat çeken başka bir şey olur – o size kalmış. Yeter ki valizi görünce tanıyabilesiniz. Bavulunuzun üstüne adınızın-soyadınızın-adresinizin-telefon numaranızın ve e-posta adresinizin yazılı olduğu sağlam birşey yapıştırın-bağlayın. Genelde bunları yazabilmeniz için hazır gelen bi alan bulunur.

Güvenlik kontrolleri.

Aşağıda listelediğim şeyleri el bagajınıza koymanız yasaktır (teslim ettiğiniz valize koyabilirsiniz):

  • Yanıcı-yakıcı-patlayıcı her türlü madde ve sıvı. Boyalar, kimyasallar, çakmak gazı, kolonya vb.
  • Yanıcı-yakıcı olmayan her türlü gaz ve sıvı. Su, gazlı içecekler, şurup, içki vb.
  • Sprey gaz içeren ürünler. Deodorant, parfüm, traş köpüğü vb.
  • Macun kıvamında ki maddeler. Diş macunu, reçel, bal, losyonlar, kremler, şampuan, saç jölesi vb.
  • Kimyasal ürünler. Tıbbi veya endüstriyel alanlarda kullanılan her türlü kimyasal.
  • Bitki, bitki tohumları, canlı-cansız hayvan vb.
  • Katı olmayan yiyecek ve içecekler. Kokulu yiyecek ve içecekler hava-alanı köpeklerini valizinizin başına toplayacaktır.
  • Kesici-delici-patlatıcı aletler. Çakı, bıçak, muşta, tabanca, mermi vb.

Yanınıza su, kola, fanta vb. hiç bir sıvı alamazsınız! Bunu tekrarlıyorum çünkü her seferinde çöplere su boşaltan insanlar görüyorum. Önceden bu kural sadece yurt-dışı uçuşlar içindi, artık yeni gelen yasayla aynı durum yurt-içi uçuşlarda da var. Kısaca yanınıza su almayın!

Serbest olan ancak koymanızı önermediğim şeyler;

  • Kırılacak şeyler, cam ürünler. Görevliler valizlerinize özen göstermez, bam güm fırlatırlar. Eğer bunları iyi sarmadıysanız hepsi kırılır.
  • Değerli şeyler. Para, ziynet eşyası, altın vb.
  • Kimlik, önemli evraklar, pasaport. Eğer valiziniz gecikirse veya kaybolursa ve pasaportunuzda onunla birlikte giderse hava-alanından çıkamazsınız.
  • Anahtarlar, cüzdan ve benzeri önemli şeyler.
  • İndiğiniz hava alanında araç kiralamış iseniz onun evrakları.

Bavul-Valiz’e – El Bagajına Koymayı Unutmayın

  • İç çamaşırı ve çorap.
  • Elektronik aletlerin şarj cihazları. Diz üstü bilgisayar şarj aleti, dijital fotoğraf makinesi şarj aleti, cep telefonu vs.
  • Gideceğiniz ülke hangi priz sistemini kullanıyor? Örneğin Amerika’ya gidiyorsanız priz dönüştürücü almanız gerekecektir. Avrupa’da genel olarak Türkiye ile aynı elektrik sistemi kullanılıyor ancak Amerika için 110v-120v dönüştürücüye ihtiyacınız olacak.
  • Diş fırçası, 100ml’den daha az bir diş macunu (sorun olmayacaktır)
  • Ağrı kesici, aspirin, uyku ilacı vb. Mümkünse bunların reçetelerini de yanınızda bulundurun. Diğer tüm ilaçların da aynı şekilde. Görevliler reçetenize bakmak isteyebilir, böyle bir hakları var.
  • Roll-on, ter kokusunu giderici her türlü sıvı ve yanıcı olmayan madde.
  • Tırnak makası, tarak, ayak kokusunu önleyici anti-bakteriyel ürünler.
  • Ağır kokusunu önleyen sakız.
  • Traş makinesi veya bıçağı. Hem genital bölgeler için hemde yüz için traş bıçağı
  • Ufak bir katı sabun
  • Ped, prezevatif, makyaj malzemeleri ve pamuk.

Ne olur ne olmaz

Acil durumlar için yanınıza yazılı bir şekilde almanız gereken bazı şeyler var. Aklıma gelenler:

  • Ailenizin -yakınlarınızın bir kaçının telefon numarası. Gittiğiniz ülkenin uluslar-arası telefon kodunu öğrenmeyi unutmayın!
  • Gidilen ülkede polis-konsolosluk gibi yerlerin telefon numaraları ve adresleri.
  • Otelinizin veya gideceğiniz yerin telefon numarası ve adresi.
  • Gidilen ülkenin çeşitli tren ve otobüs firmalarının telefon numaraları.
  • Cep telefonunuzu yurt-dışına açtırmayı unutmayın!
  • Gider-gitmez, eğer 2 haftadan uzun kalacaksanız ya kullan-at kartlardan edinin, yada kontörlü bir hat açtırın.
  • Gideceğiniz yere eğer toplu taşıma kullanacaksanız bunları daha önceden araştırın.
  • Gideceğiniz ülkenin parasından biraz cebinizde olsun. Euro, dolar, İsveç kronu, Norveç kronu, İngiliz sterlini vb.

Hava-alanın’da Yapılacaklar

Temel olarak hava alanında yapacağınız 2 iş var, bunlardan ilk biletlenmek ve check-in, diğeri ise bagajınızı teslim etmek. Mümkünse 24 saat önceden online check-in işlemi yapın. Bu sizi uzuun sıralardan kurtaracaktır.

Büyük bir hava alanına gidiyorsanız eğer veya oradan başka bir yere gidiyorsanız, kullandığınız hava yolu firmasının hangi terminal’den kalkacağını öğrenin. Neredeyse bütün hava alanlarının web sayfalarında bu bilgiler bulunur. Örneğin Pegasus, Arlanda hava alanında 5 numaralı terminalde bulunuyor.

Gözünüz devamlı uçuş bilgilerinin aktığı ekranlarda olsun. O ekranlara göre kapıya yönelecek veya işlemlerinizi tamamlayacaksınız. Giriş kapınız her an değişebilir ve böyle durumlar yüzünden uçağı kaçırırsanız hava yolu mes’uliyet kabul etmez! Ekranları takip etmek sizin sorumluluğunuz.

Yolculuğa çıkarken metal içeren şeyler giymeyin/takmayın. Buna örnek olarak metal içeren ayakkabı, erkekler için kemer, metal kordonlu saat, zippo vb. çakmak, bozuk para örnek verebilirim. Aksi halde kontrollerden geçerken bunları her seferinde giyip-çıkarmanız gerekecek ve tadınız kaçacak.

Uçuş saatinizden en azından 1.30 saat önce hava-alanında olun. Gider-gitmez valizini tarttırıp, teslim edeceğiniz sıraya girin. Check-in işlemlerinizi yaptırın, biniş kartınızı alın.

Yurt-dışı çıkışlar için “yurt-dışı çıkış harcı pulu” almanız gerekiyor Türkiye’de. Dönüşte böyle bir şey yok.

Ne amaçla giderseniz gidin bu 15TL’lik çıkış harcı pulunu almanız lazım. İstisnai 3 durum var; 7 yaşından küçük çocuklar, çifte vatandaşlar ve oturum izni olanlar.

Valizlerin tartılması, en stresli dakikalar 🙂

Hava alanlarında hırsızlık ve eşya kayıpları sık yaşanan şeylerdir. Kendinizi kaybedin ama pasaportunuzu ve biniş kartınızı kaybetmeyin!

Hava-alanlarında tax-free (vergiden muaf) satış yapan mağazalar bulunur. Gideceğiniz ülke de hayat pahalı ise (örneğin İsveç) hava-alanından mümkün olduğu kadar alkol ve sigara almaya bakın. En güncel limitler şu şekilde:

  • 2 tane 1’er litrelik içki.
  • 2 karton (10 paket=1 karton) sigara.
Kurallar:
  • Bu ürünlerin faturasını atmayın.
  • Bu ürünleri ağzı kapalı tax-free poşetine koyun.
  • Bu ürünleri hava-alanında açmayın.

İkinci husus ise, yurt-dışında yaptığınız 100€ ve üzeri alış-verişlerde, ürünü aldığınız mağazadan tax-free formu doldurtursanız, Türkiye’ye dönerken paranızın bir kısmını geri alabilirsiniz. Bu geri iade işlemi check-in yapmadan direk dönüşte kullanacağınız hava-alanında gerçekleşecek. Check-in yapmadan kısmı önemli!

Hava-alanlarında vergiden muaf ürünlerin satıldığı pek çok mağaza bulunur.

Uçak İçi ve Uçuş Esnası

Görevlilerle tartışmayın, yolcularla tartışmayın. Daha önce dediğimi tekrarlıyorum, uçak yolculuğu otobüs yolculuğuna benzemez! Kimse sizin nazınızı çekmek zorunda değil. Eğer kabin ekibini ve yolcuları rahatsız ederseniz bu durumu anında en yakın kuleye bildirip, en yakın ülkeye iniş izni ister – sizi de bir güzel o ülkenin polisine teslim ederler. Uğraşır durursunuz, bir daha da uçağı rüyanızda göremezsiniz.

Yanınızda mümkünse bozuk para taşıyın. Pegasus her uçuşta bana borç takıyor bu yüzden.

Uçağa bindiniz diye hemen kalkacak diye bi kaide yok, bu belediye otobüsü değil öyle. Bazen binersiniz, 40 dakka öylece oturursunuz içerde.

Kemerlerinizi takın denildiğinde lütfen takın. Hem mürettebatın hemde diğer yolcuların antipatisini kazanmayın.

Çok zor değil, inat etmeyin.

Telefonlarınızı kapalı tutun veya varsa uçuş moduna alın. Dediğim gibi, kurallara uyun. “Uçuş güvenliğini tehlikeye atmak” diye bir suç var ve bunun cezaları oldukça ağır.

Uçağa binmeden önce karnınız aç olmasın ama tıka basa’da yemeyin. Mideniz bulanırsa çok tok olduğunuzda rezalet olabilir.

Uçak piste iner inmez kemerlerinizi açıp hemen ayağa kalkmayın. Uçağın tekerleri yere değdikten sonra en az bi 20 dakka sürer sizin oradan çıkmanız.

Uçakta bağırarak konuşmayın. Cak cuuk sakız çiğnemeyin, yemek yerken biraz nazik olun ağzını şapırdatmayın. Geğirmeyin, ayaklarınızı önde ki koltuğa dayamayın. Ayakkabılarınızı çıkarmayın! Bunları yazmak komik gelebilir ancak inanın bu davranışları gösterenler var :((

Uçaktan İniş ve Hava Alanından Çıkış

Pasaport kontrolüne girin. Burada ki polis size formaliteden bir kaç soru sorabilir, korkmayın bazen yalandan böyle yaparlar.

Pasaport kontrolünde “citizens” ve “non-citizens” olmak üzere 2 bölüm bulunur. Size uygun olanı seçin. Vatandaşlığınız yoksa non-citizens sırasına girmelisiniz.

Elinde köpeklerle gezen polislerden biri yanınızdan geçebilir, o esnada köpekler sizi koklamaya falan çalışırsa panik yapmayın – bırakın koklasınlar.

Valiziniz geç çıkabilir (50 dakika beklediğim zamanlar oldu), panik yapmayın. Eğer valiziniz çıkmazsa zabıt tutturun. Özellikle Amsterdam uçuşlarında valiz kaybolma olayı çok yaşanıyor gördüğüm kadarıyla. Valiziniz büyük olasılıkla başka bir uçağa gitmiştir yanlışlıkla, daha sonra size yollarlar.

Tax free’den aldıklarınızı elinizde taşımak istemiyorsanız valize koyabilirsiniz, sorun olmaz. Tabi ki bu durum, gideceğiniz yere vardıktan ve valizi aldıktan sonra geçerli.

Yorumlarınızı aşağıdan yazabilirsiniz.

İsveç – Linköping

Linköping benim turist olarak gezdiğim bi yer değil, 6 aydır burda yaşıyorum ve bir 5 ay daha yaşayacağım. Ama gezdiğim şehirlerin-yerlerin hakkında bir şeyler yazmak gerek diye düşünüyorum çünkü Linköping’e gelmeden önce bura hakkında hiç kayda değer bir şey bulamamıştım. Pek turistik bir yer olmayışı bunun ilk sebeplerinden.

İsveç hakkında biraz araştırma yaptıysanız “köping” ile biten pek çok şehir görmüşsünüzdür. Unutmadan belirteyim, başlı başına Köping diye bir şehir de var. Bunun yanında Linköping, Norrköping, Jönköping, Nyköping, Söderköping gibi pek çok şehir var. köping olarak yazılsa da “şoöping” diye telaffuz edilir.

Şehrin yaklaşık 150.000 nüfusu bulunuyor, bunun yanında nerden baksan 25-30bin öğrenci de şehrin en önemli parçalarından biri olan Linköping Üniversitesi’n de okuyor. Zaten öğrenciler olmasa pek bi kıymeti olmayan bir şehir. Şehrin tarihi ise oldukça eski, şehirle ilgili ilk bilgiler 1200’lü yıllardan.

Köping kelime anlamı olarak “ticaret merkezi”, eski İsveççe’de “büyük market” gibi anlamlara geliyor. “Lin” ise “Lionga” kelimesinden gelme, anlayacağınız üzere aslan demek. Zaten şehir logosu da aslanlı.

Nasıl gidilir?

  • Stockholm Arlanda hava alanından tren ile 2-3 saat arası bir sürede ulaşabilirsiniz. Arlanda C durağından Linköping C durağına bilet almalısınız.
  • Skavsta hava alanından bus4you, swebus gibi otobüs firmalarını kullanarak gelebilirsiniz.
  • Arabayla geliyorsanız İsveç’in en önemli yollarından olan E4’ü takip etmelisiniz.

Şehir içi ulaşım

  • Şehir içi ulaşım gayet düzenli ve sorunsuz. Ana durak olan Resecentrum’dan (tren istasyonu) 100sek ödeyerek otobüs kartı almanız en mantıklısı (resekortet). Daha sonra her tek yön biniş 20sek, eğer 25 yaş altı iseniz 10sek.
  • Taksi kullanmanızı tavsiye etmem. Tüm İsveç’te olduğu gibi, burada da taksiler aşırı pahalı.
  • Bisiklet kiralayan yer bilmiyorum fakat, siz bulursanız bisiklet kiralayarak gezin – en verimli gezi öyle olacaktır.

Görülecek yerler

Şehirde görülebilecek en önemli yapılardan biri “domkyrka” yani katedral. 700 küsür yıllık bu klise yapısı ve içinde ki heykeller açısından görülmeye değer yerlerden. Linköping Hristiyanlık tarihi açısından önemli bir yere sahip. Vakt-i zamanında Lund Danimarka’nın toprağı, Uppsala ise Pagan iken, Linköping bölge açısından çok önemli bir dini merkezmiş.

İkinci olarak şehrin kalbi olan Storgatan, Stora torget, Ågatan şehrin en ünlü caddeleri. Bunları gezmeniz zaten 30 dakkanızı almaz sanıyorum. Ünlü City Hall yani belediye meclisi de Storgatan’da bulunuyor.

Gamla Linköping, yani eski Linköping’de gezebileceğiniz yerlerden. Gamla Linköping’de 20’den fazla müze bulunuyor.

Swedish air-force muzeum kesinlikle görülebilecek yerlerden. Şehire biraz uzak, yürüyerek veya bisikletle gitmek zor olabilir – bi otobüse atlayıp kolayca gidersiniz.

Bilgisayar delisi – geek – nerd bi hayatınız varsa ItCeum (Datamuseet) tam size göre. Eski bilgisayarlar, bilgisayar parçaları, serverlar burada sergileniyor. En önemlisi ise, şu meşhur thepiratebay’in – mahkemelik olan “ilk” server’ı burada bulunuyor.

Aynı şekilde meşhur browser Opera’nın burada bir ofisi de bulunuyor eğer ilginiz çekerse.

Son olarak İsveç’in ilk web sitesinin 1993 yılında, Linköping üniversitesi öğrencileri tarafından açıldığını söyleyeyim. Bu öğrenci klübü halen devam etmekte, ziyaret edebilirsiniz – zehir gibi çocuklar var.

Yapılacak şeyler

  • Katedral’de bir konsere katılın.
  • Şehrin ara sokaklarında gezinin, parklarında oturun.
  • Buz hokeyi maçlarını izleyin.
  • Ågatan’da oturup bira için.
  • Trädgårdsförening’i (park) ziyaret edin.
  • Yaz aylarında geliyorsanız halka açık, açık-hava sinemasında film izleyin.
  • Drottninggatan’da dükkanlara göz atın.
  • Kinda kanal’da gezinin, şanslıysanız bir geminin geçişini de görebilirsiniz.

Son olarak, eğitim dönemi içerisinde geliyorsanız Linköping üniversitesi öğrencileriyle kaynaşın-tanışın. Mümkünse koridor partilere katılın, eğlenin. Linköping için 1 gün yeterlidir.

İsveç – Norrköping

Norrköping genel itibariyle bir sanayi şehri. Bu yüzden şehirde yaşayan göçmen nüfusu da çok fazla. Linköping ile kıyaslarsak, bu yüzden suç oranları daha yüksek. Öğrenci hayatı açısından da sıkıcı bir şehir. Linköping’de ki gibi (RYD, Flamman vb.) öğrenci bölgeleri bulunmadığı için pek fazla bir aktivite yok.

Norrköping tarihi ise oldukça acıklı. Şehir yangın üstüne yangın, savaş üstüne savaş gördüğü için taş taş üstünde kalmamış – şehri her seferinde baştan kurmuşlar.

Fakat tüm bunlara rağmen şehirde ki eski yapı sayısı Linköping’de ki yapılara oranla çok daha fazla. 1700’lerden kalma pek çok binada hala insanlar yaşıyor ve bu yapılar aktif olarak kullanılıyor. Şehrin en büyülü yanı tam içinden geçen Motala nehri.

IFK Norrköping futbol takımı ise İsveç’in önemli futbol takımlarından. Şehirden çıkan ünlü müzik gruplarından biri Marduk.

Continue reading “İsveç – Norrköping”

İsveç – Granna ve Visingsö

Gränna eski bir şehir olmamakla birlikte Jönköping’e bağlıdır. Gränna’yı turistik yapan ise Visingsö adası. Gränna genel itibariyle çok küçük bir şehir, ahşap evler ve polkagris adı verilen şekerlemeler dışında görülecek bir şey neredeyse yok. El yapımı cam ürünler satan bir dükkan var, fakat fiyatlar çok uçuk – aynıları Türkiye’de de var. Gränna’dan bir feribota atlayıp 20-30 dakika içinde Visingsö’ye ulaşabilirsiniz.

Visingsö, İsveç tarihinde askeri öneme sahip bir ada. 12. yüzyılda İsveç’in önemli asillerinden Sverker ve Erik aileleri tarafından yaptırılıyor. Önemi ise, İsveç’in ilk asiller kalesi olarak anılması. Bu kale için pek çok savaç olduğu ve pek çok kralın burada hayatını kaybettiği söyleniyor.

Bugün tabi ki kaleden eser yok, sadece yıkıntıları kalmış ama yine de bi gezip görmek isterseniz Visingsö’ye uğrayabilirsiniz.

Ne yapılır?

  • Kale’nin harabelerinde gezebilirsiniz.
  • Yıkılmış, kullanılmayan eski klisede dolaşabilirsiniz.

Böte Öğrencileri için Erasmus

Merhaba,

Bu blog’da yazdığım “Böte için Erasmus” yazımdan sonra oldukça çok e-mail aldım. Erasmus hibe miktarları, “şu ülkeye gidebilir miyim?” vb. cevabı her yerde bulunabilen, çok temel bilgilerle ilgili sorular. Onları cevaplamıyorum zaten. Bi zahmet okulunuzun web sayfasına ve ulusal ajansın web sayfasına bakıverin.

Ama en çok anlaşmalı okullar hakkında soru aldım. Evet, maalesef BÖTE ne “mühendislik fakültesi” ne de tam anlamıyla “eğitim fakültesi” bölümü olduğu için anlaşmalı okul bulmak zor- biraz arada kalmış bir durumu var.

  • Böte Erasmus yapabilir mi?

Evet yapabilir.

  • Erasmus ofisi anlaşmalı okulumuz olmadığını söylüyor ama?

Onlar öyle der. Kısmen haklılar ama kısmen de değiller. Erasmus anlaşması en kaba tabirle 2 çeşit yapılır. Bunlardan ilki ve en çok tercih edileni “bölümler bazında” ki anlaşmalardır. Diğeri ise “fakülte bazında” ki anlaşmalardır.

Örneğin, Orta Doğu Teknik, Bilgisayar Mühendisliği’nden, Linköping Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’ne gidiyorsanız, bu bölüm anlaşmasıdır.

Fakat bazı anlaşmalar var ki, onlar fakülte çapında. Örneğin “Eğitim Fakültesi” yazar anlaşan birim adına.

Doğal olarak sizde eğitim fakültesi öğrencisi olduğunuz için bu anlaşmadan faydalanabilirsiniz, diğer tüm eğitim fakültesi’nde okuyan öğrenciler gibi.

  • Böyle Erasmus yaparsam ne olur? Kredi kaybı yaşar mıyım?

Hayır kredi kaybı yaşamazsın ancak eğitim-öğretim dönemi için pek uygun bir değişim tarzı değildir. Böyle değişimden faydalanırsan bazı şeyleri göze alman gerekiyor. Eğitim fakültesi anlaşmasından gittiğin için, gittiğin okulda alabileceğin dersler sadece “eğitim-formasyon” dersleri olacak. Yani bilgisayarla ilgili hiç bir ders alamayacaksın.

  • Sadece eğitim dersleri alırsam kredi kaybı yaşar mıyım? Ne gibi sorunlar yaşarım?

Açıkçası bölüm Erasmus koordinatörüne bağlı tüm bunlar. Koordinatörün ne kadar anlayışlı? Senin gitmeni destekliyor mu yoksa otur bok yeme kafasında mı? Koordinatörün ne kadar bilgili Erasmus hakkında? Ders saydırma olayı tamamen Erasmus koordinatörüne ve eğer farklı kişiler ise “kısmen” bölüm başkanına bağlı. Açıklayalım;

Normal şartlarda kredi kaybı yaşamadan bu değişimi yapman lazım, ama bazı bilgisiz koordinatörler bu yolda karşına en büyük engel olarak çıkabilir.

  • Dersleri nasıl eşleştirebiliriz?

Şimdi bu noktada dediğim gibi koordinatörün çok önemli rol alıyor. Koordinatörün bi kere 1e 1 ders eşleşmesi aramaması lazım. Öyle bir şey zaten mümkün değil. Bunu izah etmen lazım. Yabancı üniversite de alacağın derslerin isim ve içerikleri uyuşmayacak çok büyük olasılıkla. Bu noktada bakacağınız şey, her iki dersin de “eğitim” yani formasyon dersi olması. 30 AKTS almak zorundasın bir dönemde, yerine de 30 AKTS sayılmalı.

İkinci konu ise derslerin paket olarak sayılması. Dersler paket olarak sayılamaz arkadaşlar. Örneğin 2.sınıfın 1.dönemi Erasmus yapacaksınız var sayalım. Yurtdışında tanesi 7,5 AKTS’den 4 ders aldınız var sayalım. Türkiye’de bu 30 AKTS dersi saydırmak için, 2.sınıfın 1 ve 2.dönemi, 3.sınıfın 1 ve 2.dönemi, 4.sınıfın 1 ve 2.döneminden dersleri “intibak” formuna yazabilirsiniz. Yani ortaya karışık şekilde Türkiye’den ders saydırtabilirsiniz. Burası tamamen danışmanınızla sizin anlaşmanıza bağlı. Bu durumda, dönüşte almanız gereken krediyi saymayı da unutmayın, kredi sınırı varsa zora düşersiniz.

  • Erasmus yapmak için en uygun sınıf nedir?

2.sınıftır. Böylece okul uzatma riskinizi en aza indirmiş olursunuz. Ben 3.sınıfta 2 dönemliğine Erasmus yaptım, yani 1 sene, kılı kılına okul uzatmadan dönüş yapabiliyorum uzun hesaplar sonucunda. Ama 3.sınıfa kadar alttan dersim olmayışı bunda önemli bir etken. O yüzden en risksiz ve garanti olanı 2.sınıfta yapılan Erasmus olur.

  • Erasmus yapayım mı? Bilgisayar derslerinden çok geri kalır mıyım?

Evet 1 dönem veya 2 dönem bilgisayar dersi almayacağın için biraz geri kalabilirsin, ama dönüşte onları zaten alacaksın. Sadece Avrupa zevkini yaşayıp döndükten sonra o dersleri vermek biraz zor olabilir 🙂 Ama gidin gençler, durmayın, hiç düşünmeyin bile. Gitmek için elinizden geleni yapın.

  • Hangi okullara gidebilirim?

Okulunun karşılıklı anlaşma listesinde “teacher training” ve “educational sciences” adıyla yapılmış her anlaşmaya sahip okula gidebilirsin. Okul anlaşma listenize bakın.

  • 4.sınıfta ki okul stajını saydırma imkanımız var mı?

Evet var. “Teacher training” dersi olur tam karşılığı. Varsa gideceğin okulda, o dersi alıp stajı yurt dışında halledebilirsin.

  • Hangi ülkeye gitmeyeyim?

Hangi ülkeye gitmek istediğiniz, biraz beklentilerinizle alakalı bir şey. Nedir senin önceliğin? Biraz da para konuşuyor tabi. Ben İskandinav ülkelerinden şaşmazdım mesela, zaten o yüzden İsveç seçtim. Keza Danimarka, Norveç, Finlandiya, İtalya, Fransa (güneyi) gibi ülkelere de hayır demem. Ama kesinlikle gitme dediğim ülkeler var;

Almanya – Bi yerde Türk çoksa, oraya gitme hacı

Romanya, Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan, Slovenya, Hırvatistan – Gitme

Sorularınız olursa yorum olarak buraya yazabilirsiniz. Kolay gele.